
ARKADAŞ MEMLEKET NİRE?
İş görüşmesindeyiz. Karşımızdaki kişiyi tartmak, ne kadar güvenilir olduğunu anlamak istiyoruz. Hemen o "klasik" sorular dökülüyor dudaklarımızdan: "Nerelisiniz?", "Babanız ne iş yapardı?", "Hangi okuldan mezunsunuz?"
Bu bilgiler giriş konuşması için keyifli olabiliyor. İnsanı tanımak için yeterli olmaz. Sadece onun "etiketlerini" verir. Memleketine göre "dürüsttür" ya da mesleğine göre "zekidir" demek, bir kitabı kapağının rengine göre değerlendirmekten farksızdır.
Hatta çok daha tehlikelisi: Bizi yanıltan, önyargılarımızın arkasına saklanan birer "hata tuzağıdır".
Peki, Karşımızdaki Kişiyi Gerçekten Tanımak Mümkün mü? Ticaret masasında bir insanı analiz ederken, o kişinin "fabrika ayarlarını" bilmek isteriz. Bu ayarlar, nüfus cüzdanında yazmaz. Bir insan, bir kriz anında nasıl tepki verir? Baskı altındayken iradesini kullanabilir mi, yoksa hemen duygularına mı teslim olur? Bu soruların cevabı, onun kimlerle tanıştığında ya da hangi okulu bitirdiğinde değil; zihninin o an nasıl işlediğinde saklı.
Günlük ticarette, o kişinin dünyayı nasıl algıladığını anlamak için bir "ipucu" arıyorsak, sorduğumuz sorulara aldığımız cevaplardan ziyade, o cevapları nasıl inşa ettiğine bakmalıyız. Bazıları olayları anlatırken görüntülerle, renklerle ve şekillerle transfer eder; çok hızlıdırlar, yerlerinde duramazlar. Bazıları kelimelerin vurgusuna, ses tonuna, bir şiir gibi tane tane anlatmaya odaklanır. Bazıları ise sadece hislerine, o anki duygu yoğunluğuna bakar ve daha sakin bir dille yanıt verir. Biz, karşımızdaki kişinin algılama "filtresini" bilmeden, kendi algımızla satış yapmaya çalışıyoruz. Sonuç? Tabii ki iletişim kazası.

Ticaret sadece bir "alım-satım" değil, aslında iki zihnin birbirini ikna etme, birbirinin ihtiyacını giderme çabasıdır. Ancak o masaya oturduğumuzda, karşımızdaki kişinin beyninde doğuştan getirdiği özelliklere ve beyninin kimyasına göre birçok şey şekillenir. Haz veya acı hissettiğimiz şeyler, endişeler, beklentiler, tepkiler bunlar arasındaki dengeler çok değişir. Bazı insanlar özellikle "kâr" odaklıyken, kiminin o anki tek derdi beğenilmek" veya kabul görmek olabilir.
Eğer biz, onun neyi aradığını (iç dinamiklerini) bilmeden sadece ürünümüzün özelliklerini anlatırsak o insanı ikna etmekte daha fazla enerji harcarız. Çünkü yanlış tuşa basmaktayız. Dolayısıyla insanları sadece alışılagelmiş yöntemlerle etiketlemek, bizi koca bir belirsizliğe sürükler. Oysa insanın kim olduğunu, seçimlerini neye göre yaptığını ve en önemlisi "neden yanıldığını" anladığımızda, işler tamamen değişir.
Kendi zihnimizin ve karşımızdakinin zihninin nasıl çalıştığını biliyor muyuz? Yoksa hâlâ "Nerelisin?" sorusunun bize doğru insanı getireceğini mi umuyoruz?
“Kim Kimdir” Seminerleri İnsan Tanıma Sanatının perde arkasını; beynin gizemli loblarını, zihnin kimyasını ve bizi yöneten "bilinç" mekanizmalarını doğru kavramanın anahtarını sunuyor. Evet İnsana dair daha doğru sorular sormanın zamanı geldi. Ne dersiniz?
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
Toplam 2 tepki
Yorumlar (23)
MUHAMMET TÜCİ dedi ki
13 Ağustos 2026Peki doğru soruyu sormak yetiyor mu ?
MUHAMMET TÜCİ dedi ki
13 Ağustos 2026Peki sadece doğru soruyu sormak insan tanımak için yeterli mi? Başka ne yapılabilir?
Furkan A. dedi ki
9 Eylül 2026insan seçimlerini neye göre yapar?
G.Yılmaz dedi ki
9 Eylül 2026Doğru soruyu sormak insanı tanımak için şart, ama tek başına yeterli değil; asıl mesele, o soruya verdiği cevabı nasıl inşa ettiğine, kriz anındaki tercihlerine ve zaman içindeki tutarlılığına bakabilmektir.
GOKHAN ULGER dedi ki
10 Eylül 2026"Nerelisin" sorusu sohbeti açıyor ama insanı açmıyor. Verilen cevaptan çok, o cevabın nasıl kurulduğuna bakmak gerekiyor değil mi?
Evren EVİN dedi ki
15 Eylül 2026Bu seminerlere nasıl katılabilirim?
Mustafa dedi ki
24 Eylül 2026Nerelisin demek tanımak için gerçekten yeterli mi.
Yusuf dedi ki
27 Eylül 2026Güzel bir bakış açısı. İnsanları etiketleriyle değil, davranışları, düşünme biçimleri ve kararlarıyla tanımanın iletişimde ne kadar önemli olduğunu güzel anlatıyor.
çağlar a. dedi ki
29 Eylül 2026elinize sağlık. aslında insanı tanıma çabasının kökeni; tam da memleket sormanın arkasındaki niyet. ama büyüyen ve hızlanan dünyada hala kullanmaya çalışmak çok yetersiz.
Muhammet ali dedi ki
29 Eylül 2026Başarı detayda saklıdır yoksa yorumlarımız çok sığ kalır...
Mehmet Emir Hamurcu dedi ki
2 Ekim 2026İnsan tanımak, insan sarrafı olmak
Bunlar çok uzun süren şeylerİlmini bilmiyorsak...
Hasan Mahmutoğlu dedi ki
3 Ekim 2026Nereli olduğuna göre kişiliğin şekillenseydi her insanı tanımak çok basit olurdu.
Ö.K. dedi ki
4 Ekim 2026Karşıdakini anlamak için vakit gerekmez mi? Bunları 20 dakikalık bir ticaret esnasında nasıl anlayabilirim ki?
fahri bilici dedi ki
5 Ekim 2026Kalıp sorularla insan tanıma devrinin çoktan kapandığını çok net özetlemişsiniz. Masadaki muhatabımızın algı filtresini ve zihinsel dinamiklerini çözmeden atılan her adım, iletişim kazasından başka bir şey üretmez. Etiketlerin ötesine geçip insan fıtratına ayna tutan nefis bir yazı, elinize sağlık.
suat uras dedi ki
8 Ekim 2026Memleketine bakıp dürüst, mesleğine bakıp zeki saymak, kitabı kapağına göre değerlendirmek gibi; çok doğru bir tespit. Bir insanın kriz anında nasıl tepki verdiği, kim olduğunu çok daha iyi anlatır. Kalıp soruların ötesine geçip zihinsel işleyişi anlamaya çalışmak gerekiyor.
İsa k. dedi ki
8 Ekim 2026Doğru soruyu sor kilidi aç ve tanış
ACK dedi ki
8 Ekim 2026İnsan tanımak ile ilgili detaylı anlatılan seminerler dinlemiştim. bu yazıda o ilimden çıkmış gibi.
M. Ender dedi ki
8 Ekim 2026İnsana dair daha doğru soruları nasıl sorabilirim?
Osman dedi ki
8 Ekim 2026Nerelisin demek tek başına yeterli değil,
Dinçer dedi ki
8 Ekim 2026Bazı soruların cevapları hep aynıdır. Hakkında daha fazla bilgiye ulaşmak istiyorsak detay soruyor olmamız gerekiyor
hilmi kibarkaya dedi ki
8 Ekim 2026Vayy hemşerim:)
Mert dedi ki
8 Ekim 2026Bakmamız, sormamız gereken çok şey var..
İLHAN S. dedi ki
9 Ekim 2026Ticaret masasındaki iletişim kazalarının temel nedenini, karşımızdakinin "algı filtresini" bilmeden kendi dilimizde konuşmaya çalışmamıza bağlamanız çok doğru bir tespit.
