
BAHARAT YOLU
Sabahın aydınlığı yattığı odaya dolmuş ve gözlerini açtığında güneş ışınlarının yüzüne vurduğunu fark etmişti. Gözlerini kısarak etrafa baktı. Odada kıyafetler dağınık ve ortadaydı. Alarm kurmuştu kurmasına ama erteleye erteleye telefonda ondan vazgeçmişti. Hemen ayağa fırladı ve üzerine bir şeyler giymeye koyuldu. Mutfaktan eşinin sesi geliyordu; “Hâlâ uyanamadın mı, kahvaltı hazır..!” Dağınık saçlarını tararken kaç gündür işten geç geldiği için banyo yapamadığını hatırladı. Hızlıca mutfağa geçip kahvaltısını yaptı ve yola koyuldu.
Berkay ortağı Tunç ile birlikte baharat dükkânı işletiyordu. Daha 1 yıl olmuştu ve hala kâra geçememişlerdi. Eşinin düğünden kalan takıları olmasa çoktan maaşlı bir işe geçmişti. Ama onun desteğini her zaman yanında hissediyordu. Harcamalarını dengelemeye çalışıyordu ama müşterilere verdiği borçları bir türlü geri alamıyordu. Gelenleri boş çevirmek istemediği ve hayır diyemediği için böyle oluyordu. Diğer taraftan Tunç tam bir görev adamıydı. Onun kasada durduğu günlerde eksik olmazdı. Ama müşteri ilişkilerinde zayıf kalıyordu.

Berkay dükkana vardığında Tunç’un suratından düşen bin parçaydı. Gülümseyerek “Ne bu halin ortak?” diye sordu Berkay. Tunç ise “Yine geç kaldın...” dedi. Berkay zamana çok riayet edemezdi. Ama neşesiyle bulunduğu yerde varlığını hemen hissettirirdi. “Ne oldu ki, sabahın köründe baharatçıya zaten kim gelecek?” diye sitem etti Berkay. Tunç bu sefer konuyu değiştirdi; “Son zamanlarda müşterilere verdiğin borçlar iyice arttı. Artık neredeyse yeni mal alamayacak hale geldik. Sence de bu paraları geri almanın vakti gelmedi mi?” diye sordu. Berkay yüzünü buruşturdu ve “Biz yeni açılmış ve henüz zar zor ayakta durmaya çalışan bir işletmeyiz. Her geleni boş çevirsek nasıl piyasada tutunacağız? Pekâlâ borçları toparlayacağım ama biraz daha zaman lazım.” dedi. Tunç artık dayanamadı ve “Berkay böyle giderse ortaklığımızı tekrar gözden geçirmemiş gerekecek. Ben senin yaptığın hataların sonucunu çekmek istemiyorum.” dedi. Berkay’ın sabrı tükendi. Ayağa kalktı ve “Bu dükkanı ayakta tutan kişi benim. Ben olmasam şu müşterilerde bu dükkana gelmez. Sen istemiyorsan ben hiç istemiyorum. Ben çıkıyorum yarın sabah tekrar görüşelim.” dedi ve oradan ayrıldı.

Arabasına bindi ve sahile sürdü. Orada uzun uzun yürüdü. Yaptıklarını ve yapmadıklarını düşündü. Aslında arkadaşının haklılık payı da vardı. Bir ticarethane prensiplerle yönetilir ve geliştirilirdi. Bunu yapmayanlar ise piyasada barınamazdı. Müşteri çevresi edinmek için kendinden vermek ona fayda yerine zarar veriyordu. Akşam eve geldiğinde eşiyle de konuyu görüştü. Verdiği tepkinin yanlış olduğunu eşi de ona söyledi. İnsan olay anında duygularıyla hareket ettiğinde yanlış kararlar alır. Ancak sakin ve duygularından arınarak düşündüğünde doğru yolu bulur. İnsanın bilinci bir pergel gibi açılır ve kapanır. Duygular devredeyken hem bilinç kapanır hem de düşünceleri geçmişi hatırlayıp geleceği kurgulayamaz. O yüzden Berkay ortağına yanlış bir tepki vermişti.
Berkay söylediklerinden pişman olmuştu. Sabah işe giderken vaktinde kalkıp üzerini giyindi. Fakat bu sefer yolda bundan sonrası için işinde neler yapacağını düşünüyordu…
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
Toplam 24 tepki
Yorumlar (14)
Evren EVİN dedi ki
17 Ekim 2026Ticarette duyguların kararlarımızı nasıl etkileyebildiğini, güzel bir hikâye üzerinden anlatmış. Berkay ve Tunç’un farklı karakterleri üzerinden hem ortaklık ilişkilerine hem de ticari prensiplerin önemine dikkat çekmesi oldukça başarılı. Özellikle olay anında tepki vermekle, sakinleşip doğru karar vermek arasındaki fark yazının en düşündürücü tarafı olmuş. Kaleminize sağlık.
Muhammet Tüci dedi ki
18 Ekim 2026Berkay ve Tunç'un ticaretlerinde birbirinden öğrenmesi gereken şeyler var. Elmanın yarısı gibi.
Duyguları ile hareket edip verilen borçlar veya tepkisel davranışları da duygu Yönetimimizi dengeye getirmemiz adına güzel bir örnek olmuş.
Ellerinize sağlık 👏
Muhammet Tüci dedi ki
18 Ekim 2026Berkay ve Tunç'un ticaretlerinde birbirinden öğrenmesi gereken çok şey var aslında.
Önemli olan duygusal davranıp tepkiselleşmeden ticaretlerini geliştiriyor olunmalı. Faydalı bir yazı olmuş. Ellerinize sağlık 👏
M. Ender dedi ki
19 Ekim 2026Ticarette, duyguların değil mantık ve doğru stratejilerin ön plana çıkması gerektiği ve ani ve yanlış kararların ise hangi yöne sürükleyeceği anlaşılır bir şekilde anlatılmış, kaleminize, emeğinize sağlık...
Osman dedi ki
19 Ekim 2026Duygular yoğunken verilen kararlar ile bir zaman sonra verilen kararlar zıttı olabiliyor.
umur mert dedi ki
19 Ekim 2026Hem karşımızdaki hem de kendimizi tanıyabilseydik olaylara verdiğimiz tepkileri de anlandırıp, çözebilirdik. Berkay ile ortağının düştüğü duruma düşmeden çözüm yollarını bulabilirdik. Güzel yazı olmuş...
İLHAN S. dedi ki
19 Ekim 2026Duyguların esaretinden kurtulup pergel gibi kapanan bilincini yeniden açan Berkay’ın, kurumsal prensiplerin dostluktan daha koruyucu olduğunu fark etmesi harika bir olgunlaşma adımı👍
Ali Ç. dedi ki
20 Ekim 2026Tartışma halinde iken karşı tarafa devamlı bir şeyler söyleyip haklı çıkmak yerine 3-4 dakika zor da olsa karşı tarafı dinlemeye ve anlamaya çalışmak çok önemli.
Dinçer dedi ki
21 Ekim 2026Ticarette prensipler önemli. Fakat müşteriyi kazanmak için bazı ikramlarda yapıyor olabilmek gerekir. Her iki durumda aşırılaştığında denge bozulmaya başlar.
Muhammet Tüci dedi ki
21 Ekim 2026Berkay ve Tunç'un ticaretlerinde birbirinden öğrenmesi gereken şeyler var ve o bilinç açıklığı ile hikayelerine bakıyor olmaları gerekiyor. Ben ne öğrenebilirim ve karşımdakine ne katabilirim.
Ellerinize sağlık çok faydalı bir yazı olmuş 👏
Hasan Aytaç dedi ki
23 Ekim 2026İşin içine duygular girdiğinde bizi utandıracak sözler söylemek çok kolay olur ama toparlaması çok zor
Bir yerde aktifleşmeden önce detaylıca düşünmek gerekir durup düşünüp ihtiyatlı hareket edersek kendimizide çevremizide üzmeyizHakbey dedi ki
24 Ekim 2026Her baharat yolu ticaretle ilgili değildir. Anladığım kadarıyla buradaki yol Berkay'ın kişisel olgunlaşma yolu. Bilinç açıklığı ile süreçleri irdelemenin faydaları anlatılmaya çalışılmış. Peki bizim hayatımızda buna benzer öyküler yaşanmıyor mu?
MŞK dedi ki
24 Ekim 2026Ottaklık zaten zor bişey. İki insanın birlikteliği her durumda zor. Bunu ancak insanın özelliklerini tanıyarak kolaylaştırırsın. Birlikte olduğun insanın özelliklerşni bikşrsen, daha sabırlı tedbirli ve anlayışlı olursun. Ortaklık yapanların okuması gereken bir yazı olmuş...
Fazlı dedi ki
24 Ekim 2026Dış dünyadan yeterince baskı gelebiliyor, birde bunun üzerine insanın kendi yaptığı hatalar ve yanlışlar işi sahada zorlaştırıyor. İşi daha zora sokmamak için belkide en doğrusu duyguları aktifleştirecek bireysel hata ve yanlışlardan sakınmak olacaktır.
