BİR ESNAFIN GÜNLÜĞÜ

BİR ESNAFIN GÜNLÜĞÜ

BİR ESNAFIN GÜNLÜĞÜ

1 dk okuma

Şirketime sabah erkenden giderim, kendi kapımın önünü kendim süpürürüm. Benim yıllardır değişmeyen kurallarım vardır. Mağazanın raflarının tozunu aldıktan sonra oturur, kahvaltımı yaparım. Kahvaltı dediğin esnaf usulü, komşularla birlikte... Kimi peynirini, kimi balını, kimisi domatesini, salatasını alır gelir. Keyifli sohbetimiz, çayımız, kahvaltımız güne başlarız. Saat 09.00’dan sonra müşteriler mağazaya giriş yapmaya başlarlar. Müşteriye ürünü satacaksan o kişiyi tanıman lazım; hangi ürünü sever, hangi ürünü sevmez müşteriyi tanımadan anlayamazsın. O yüzden ben ilk önce müşteriyle tanışmaya uğraşırım, ürünü satmaya değil. Bir insanın memleketi benim için önemlidir. Memleketini biliyorsan büyük ölçüde bir insanı tanırım. Veya yaptığı iş, sektör insanın karakteri ile ilgili bence çok fazla bilgi verir insana. Bundan dolayı gelen müşterinin önce ismini, sonra memleketini sorarım. Doğunun insanıyla, batının insanının ihtiyaçları da birbirinden farklı. Egeliyle, Karadenizlinin de ihtiyaçları birbirinden farklı. Memleketini bildim mi ben o insanı tanıyorum demektir. Memleketten işi çözemediysem mesleği zaten kişiyle ilgili birçok detayı bana vermiş olur. Müşteriyi tanıdıktan sonra gerisi kolay.

Evet, bir insanın memleketi, doğduğu topraklar ya da mesleği o insan üzerinde ihtiyaçları ile ilgili bize detaylı bilgi verebilir. Peki, bir insanı tanımak için bunlar yeterli mi?

Bazı insanlar bir üründe detaya bakarken, bazıları detaydan çok biçimi ile ilgilenirler. Evet, bazı insanlarla bağ kurduğumuzda o ürünü bizden alır. Çünkü "hayır" diyemez. Bazıları "hayır" demek için dünyaya gelmiş. İnsanın algılama sistemini, zihin yapısını bilmeden o insanı detayda tanıyor olabilir miyiz? Ağzımdan çıkan hiçbir kelimeyi unutmayan ve az önce konuştuğunu yan mağazaya gittiğinde unutan insanlar var. Bu insanları tanımak için memleketi yeterli olur mu?

Bir insanın sadece memleketi, mesleği veya yaşını biliyor olmak o insanı tanımak için hiçbir zaman yetmeyecektir. Aynı yaşta, iki hemşeri aynı işi yapıyor olsa dahi, zihin yapıları, algılamaları farklı olduğunda çok daha fazla detaya ihtiyacımız olacaktır.

O zaman kimin kim olduğunu nasıl anlayacağız?

Paylaş

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?

Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.

İlk tepkiyi sen bırak.

Yorumlar (19)

  • MUHAMMET TÜCİ dedi ki

    13 Ağustos 2026

    Tedaviden önce teşhis gerekli diyorsunuz.

  • G.Yılmaz dedi ki

    9 Eylül 2026

    “nereye gittiğini, nasıl düşündüğünü, neyle hareket ettiğini” anlamak için “İnsanı ne harekete geçirir, ne durdurur?” sorusunu sormalı mıyız?

  • Gokhan Ulger dedi ki

    10 Eylül 2026

    "Önce müşteriyle tanışmaya uğraşırım, ürünü satmaya değil." İşin özü bu cümlede. Ama aynı yaşta iki hemşehri örneği de gösteriyor ki memleket kapıyı aralıyor, kapıyı açan zihin oluyor.

  • Evren EVİN dedi ki

    15 Eylül 2026

    Tamam da nasıl tanıyacağız? Ne zor... Ya peki bir de tanıdığımızı sandıklarımız. Dükkanının önünü süpüren esnaf öyküsü ne güzel...

  • Mustafa dedi ki

    24 Eylül 2026

    Müşteriyi tanımak ilk öncelik olmalı ve ondan sonra ihtiyaca göre ürün tavsiyesi yapılmalı.

  • Yusuf dedi ki

    27 Eylül 2026

    Çok güzel bir anlatım. Müşteriyi tanımanın sadece memleketini veya mesleğini bilmekten değil, algısını ve ihtiyaçlarını doğru anlayabilmekten geçtiğini güzel anlatıyor.

  • Muhammet ali dedi ki

    29 Eylül 2026

    Algılamadan bilmeden her hareket bana daha fazla zarar verecektir. En iyi bilen en iyi algılayandır...

  • Hasan Mahmutoğlu dedi ki

    3 Ekim 2026

    Ne olduğunu bilmeden ne yapacağımı bilemem.

  • hilmi kibarkaya dedi ki

    4 Ekim 2026

    Bir insanı tanımak için iki üç sorunun cevabını almak tek başına yeterli değilmiş. Zamanla yapıp ettiklerinede bakarak davranışlarınıda gözlemleyerek daha iyi tanıyaniliriz.
    Müşteriyi,arkadaşı vs..

  • Esra dedi ki

    4 Ekim 2026

    Bir de burçlardan yola çıkarak tanımaya çalışanlar var :) Peki ne kadar sağlıklı bir yöntem?

  • Ömer dedi ki

    4 Ekim 2026

    Aynı işi yapan iki kişi ne kadar farklı stillere sahip olabiliyor... Önemli olan bu farkı algılayabilmek sanırım...

  • fahri bilici dedi ki

    5 Ekim 2026

    Kapının önünü süpürmek dükkânı açar, müşterinin mizacını çözmek ise ticareti... Memleket ve meslek etiketlerinin bittiği yerde zihin yapısının ve algının başladığını çok duru bir dille özetlemişsiniz. 'Kimin kim olduğunu nasıl anlayacağız?' sorusu ise tam yerinde bir merak bırakmış.

  • suat uras dedi ki

    8 Ekim 2026

    “Önce müşteriyle tanışmaya uğraşırım, ürünü satmaya değil” yaklaşımı esnaflığın özü. Memleket ve ad bilgisi ipucu veriyor ama aynı yaşta, aynı memleketten iki kişinin bile zihin yapısı farklı olabiliyor. Müşteriyi derin okumak satıştan önce gelmeli.

  • İsa k. dedi ki

    8 Ekim 2026

    Çok güzel bir öykü. Tam bir insanın hayat öyküsünü başarı öyküsünüanlatmış aslında.

  • ACK dedi ki

    8 Ekim 2026

    Müşterimizi tanıdığımızda onun ihtiyacını daha doğru şekilde görebiliriz. hayatın her alanında da böyle

  • M. Ender dedi ki

    8 Ekim 2026

    Algılamadan yapılan her aceleci ve standart hamle, yarar değil zara verebilir...

  • Dinçer dedi ki

    8 Ekim 2026

    Kimin kim olduğunu anlamak için, daha derin irdelemeye ihtiyacımız var gibi görünüyor.

  • Mert dedi ki

    8 Ekim 2026

    Mesele kazanmamızın yanında karşıya da doğru şeyi vermek

  • İLHAN S. dedi ki

    9 Ekim 2026

    Geleneksel esnaf kültürünün samimi kahvaltı ritüeliyle başlayıp, konuyu "insan tanıma sanatının" derin labirentlerine bağlamanız güzel bir kurgu olmuş.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.