
Doğru İnsanı Doğru Koltuğa Oturtmak
Son zamanlarda gittikçe gerginleşen haftalık değerlendirme toplantılarından biri daha gerçekleşiyor. Patron ve karşısındaki bölüm yöneticisi birbirlerini iyi anlayamadıklarının farkında olmakla beraber haftalardır gittikçe büyüyen bu krize net bir çözüm de bulabilmiş değiller.
Aylardır sahada koşturan, rakamları kusursuz okuyan keskin zihinli patron, karşısındaki yöneticisine bakıp duygularını kontrol etmeye çalışırken içindeki ses: "Neden beni anlamıyorlar? Alt tarafı bilançoya, somut verilere bakacaklar!" diye yankılanıyor
Oysa masanın diğer ucundaki çalışan, o an sadece üsluba, estetiğe ve kurulacak bağın sıcaklığına odaklanmış durumda. Ortada bir iş var, evet. Ama o işi sırtlayan iki farklı zihin yapısı ve mizaç var.
İş hayatında en sık düştüğümüz tuzak şudur: Herkesi kendimiz gibi düşünür, aynı dille anlar sanırız. Kimi insan hayatı somut verilere, kurallara ve toplamdaki faydaya göre okur. Ona coşkulu hayallerle, süslü cümlelerle giderseniz duvara çarparsınız. O, sadece "Ne?" sorusunun cevabını arar; arkasındaki mantığı ve emniyeti görmek ister.

Kimi ise anlık coşkuya, biçime, estetiğe ve o an aldığı mesaja bakar. Ona sadece kuru rakamlarla yaklaşırsanız, sistem anında kilitlenir. Çünkü onun için "Nasıl?" söylendiği, hangi üslupla aktarıldığı her şeydir.
Yanlış Eşleşmenin Faturası
Şimdi masaya şu soruyu koyalım: Her şeyi kuralına göre tartan, esnemeyen o keskin yapıdaki birini alıp, müşterilerle sürekli esneklik, doğaçlama ve yüksek tempo gerektiren bir satış sahasına koyduğunuzda ne olur?
Sistem çöker. Çünkü birisi sonradan yaşayacağı acı ve sıkıntılardan kaçınıp her şeyi denetlemek ister; diğeri ise sürekli keyif ve konfor peşinde koşup anı yönetmeye çalışır. Aralarında kurulan her diyalog, ortak bir sinerji üretmek yerine iki tarafı da tükenmişliğe sürükler. İşveren olarak asıl maharet, sadece CV’deki deneyim yılına bakmak değildir. Asıl maharet, o çalışanın zihninin hangi frekansta çalıştığını okuyabilmektir.

Doğru Koltuk, Doğru Ahenk
Doğru insanı doğru pozisyonda değerlendirdiğinizde ne mi olur? Frene basması gereken yerde akılcı tedbirleri alan o korumacı akıl, sistemi uçurumdan korur. Sahada coşkuyla koşan, bağı kuran o hareketli yapı ise işe hayat ve renk katar.
Gerçek liderlik, herkesi kendimize benzetmeye çalışmak değildir. Her çalışanın görünmeyen doğuştan getirdiği mizaç ve zihinsel özelliklerini çözmek ve farklı sesleri ve kişilikleri ortak bir akılda buluşturabilmektir.
Acaba kendi ekibimizde, kimin hangi koltukta oturması gerektiğini gerçekten görebiliyor muyuz?
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
Toplam 2 tepki
Yorumlar (16)
ZZ dedi ki
26 Eylül 2026Doğru yere doğru eleman alabilmek iyi bir liderin özelliklerinden biri.
Yusuf Boz dedi ki
27 Eylül 2026Çok değerli bir bakış açısı. Doğru insanı seçmek kadar, onu doğru yerde konumlandırmak da başarının önemli bir parçası.
Osman dedi ki
29 Eylül 2026Her işe, o işi yapanı bulabilmek.
Mehmet Emir Hamurcu dedi ki
30 Eylül 2026İşi ehline vermek gerek
Ve o işe ehil olmaya yatkın olana, sonuçta o işe yatkın olmasının bir sebebi var, orası onun giriş kapısı olmalı...
İLHAN S. dedi ki
30 Eylül 2026Doğru diyorsunuz: Farklı zihin yapılarının çatışmasını değil, bir araya gelerek oluşturduğu ahengi yönetebilenler liderdir.
Abdullah D. dedi ki
1 Ekim 2026Yanlış koltukda ki çalışanlar yüzünden ekipde bir birliktelikde olmaz.
MŞK dedi ki
3 Ekim 2026Mizacının özelliklerini bilmek;
Yani diyorsunuz ki, insan mizacının getirdiği avantajlara uygun bir işi yaptığında daha kolay başarılı olabilir ...Hasan Mahmutoğlu dedi ki
3 Ekim 2026İnsanı yanlış yere koyunca faturası beklenenden fazla oluyor.
M. Ender dedi ki
4 Ekim 2026Doğru kişiler, doğru ekip, doğru hamleler…
Ali Ç. dedi ki
5 Ekim 2026Bir iş görüşmesinde CV de olduğundan hariç başka yeteneklere de sahip olabilir ve onu ait olmadığı yere oturtmak iki taraf için de uzun sürecek kayıplara yol açabilir.
ACK dedi ki
8 Ekim 2026Lider insanları hedefine ulaştıran kişidir. insanları doğru yönlendirmek insanları doğru tanımak ile başlar...
Gokhan Ulger dedi ki
8 Ekim 2026Patron "ne?" diye soruyor, yönetici "nasıl?" diye. İkisi de haklı ama aynı dili konuşmadıkları sürece o haftalık toplantı bir türlü bitmiyor. Herkesi kendimiz gibi sanmak en pahalı varsayım.
G.Yılmaz dedi ki
8 Ekim 2026Başarı, herkesi aynı kalıba sokmakla değil, farklı mizaçları doğru pozisyonlarda buluşturmakla gelir. Gerçek liderlik, ekibin güçlü yönlerini görüp doğru koltuğa yerleştirebilmektir.
hasan AYTAÇ dedi ki
9 Ekim 2026her ınsanın bırbırınden farklı özellıklerı var, bunları değiştirmek degılde dogru yer ve alanda kullanıldıgında nasıl tam kapasıte ıle ve yüksek verımlılık alabılecegımızı anlatmış
ınsanları dogru tanımladıgında bırbırını tamamlayan ve dogru bir şekılde çalışabılen ekıpler başarıya ulaşmakta zorlanmazlarHakbey dedi ki
17 Ekim 2026Çalışıp iş bitirmekten daha zoru o işe doğru insanı bulabilmektir..
Evren EVİN dedi ki
17 Ekim 2026İş hayatında yaşanan anlaşmazlıkların arkasında bazen yetkinlik eksikliğinden çok, farklı mizaçların ve beklentilerin olduğunu güzel anlatan bir yazı olmuş. Özellikle “Gerçek liderlik, herkesi kendimize benzetmeye çalışmak değildir.” cümlesi çok anlamlı. İnsanları değiştirmeye çalışmak yerine, güçlü yönlerini doğru yerde değerlendirmek hem çalışan hem de işletme için büyük bir kazanım. Kaleminize sağlık.
