
İmza
Murat ofiste yalnızdı. Saat, akşam dokuzu geçmişti. Temizlik görevlileri çoktan çıkmış, koridorlardaki ışıklar yarıya düşürülmüştü. Masanın üzerinde açık duran dizüstü bilgisayar, odayı soğuk bir beyazlıkla aydınlatıyordu.
Ekranda bir sözleşme açıktı. Alt sayfaya doğru kaydırdığında imza yeri görünüyordu, henüz boştu. Telefonu masanın kenarındaydı. Ekranı aşağı dönüktü ama Murat, az önce titreştiğini biliyordu. Arayanın kim olduğunu da… Gün içinde üç kez konuşmuşlardı. Her seferinde aynı cümleler, aynı sakin tonlamalar ve aynı aceleci tavır.
Murat sandalyede geriye yaslandı. İlk kez bu kadar sessiz bir karar anında olduğunu hissetti. Bir süre ekrana bakamadı. Camdan dışarı baktı. Karşı binada hâlâ yanan birkaç pencere vardı. Muhtemelen başka yöneticiler, başka masalarda, başka imzaların eşiğindeydi…
Kendi kendine fısıldadı:
‘’ Bu fırsat gerçekten iyi mi, yoksa ben mi iyi olmasını istiyorum?’’
Cevap gelmedi.
Aklına son aylardaki konuşmalar geldi. “Büyümek zorundayız.” “Pazar beklemez.” “Cesur olmazsak siliniriz.” Bu cümleleri o da söylemişti. Hatta yüksek sesle, kendinden emin bir şekilde. Ama o an fark etti ki bu sözlerin hiçbiri yanlış değildi. Ama hepsi eksikti.

Mouse’u eline aldı. Bir an için sözleşmeyi kapatıp başka bir dosya açtı. Uzun süredir bakmadığı bir tablo. Her zaman kontrol ettiği; gelir, gider tablolarından başka bir şey değildi. Satırlar sıkıcıydı, sütunlar iddiasızdı. Ama o dosyada acele yoktu. Kimse yarına kadar cevap beklemiyordu.
İçinde bir huzursuzluk yükseldi. Heyecan değil ama daha çok yakalanmış olma hissi. Şunu düşündü:
— Bu imzayı atarsam alkışlanacağım. Atmazsam açıklama yapmam gerekecek.
Bu düşünce canını yaktı. Telefon bir kez daha titredi. Bu kez telefonu açmadı. Ekrana baktı, sonra telefonu çekmecenin içine koydu. Çekmeceyi kapattığında çıkan ses, kararın ağırlığını taşıyordu.
Derin bir nefes aldı. İmzalamadı.
Ertesi gün zor geçti. Sorular soruldu, yüzler asıldı. Bazı insanlar hayal kırıklığını saklamadı. Murat her şeyi anlattı ama kimse gerçekten dinlemedi. Çünkü insanlar sebebi değil, kendisine hoş gelen sonucu seviyordu.
Aylar sonra şirket küçüldü. Bazı planlar rafa kalktı. Murat geceleri daha az uyudu ama sabahları daha huzurlu uyandı.
Bir gün, aynı masada yine bir sözleşme açtı. Bu sefer daha sade, daha sessizdi. Kimse acele ettirmiyordu. İmza yeri yine boştu ama Murat bu kez tereddüt etmedi.
İmzaladı.
Kalemi bıraktığında şunu fark etti: Bu karar onu heyecanlandırmamıştı. Ama içini rahatlatmıştı.
Yıllar sonra geriye dönüp baktığında, o ilk imzayı atmamasının onu “daha hırslı” değil, “daha azimli” yaptığını anladı. Ve şunu öğrendi:
Bazı kararlar şirketi büyütür.
Bazıları yöneticiyi.
Aslolan ve en zor olanlar ise, ikisini aynı anda yapabilmektir.
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
İlk tepkiyi sen bırak.
Yorumlar (9)
Evim Evren dedi ki
5 Mart 2026Bir çoğumuz içinde böyle değil mi? Şu hayatta kaç kere yaşadık bu tip önemli karar aşamalarını? Anlatıcının tasviri çok hoşuma gitti, tüm hikaye gözümün önünde canlandı. Herkes için çok tanıdık bir öykü...
Teşekkürler.İlhan S. dedi ki
5 Mart 2026Her imza bir iddia içerir. Her iddia bir sınav getirir. Bu sınavdan başarıyla çıkmak bazıları hoşumuza gitmese zor tercihler gerektirebilir. Yazı bunu ve sonuçlarını güzel aktarmış. Teşekkürler…
Fatih Örmen dedi ki
5 Mart 2026O kadar benzer vakalara şahit oluyoruz ki. Bir ticarethane için asıl olan büyümek diye dayatılan bir dönemdeyiz. Oysa ki sürdürülebilir bir büyüme daha önemli. Diğeri Kendi desteği ile değil dışarıdan kaynaklar ile büyümeye dayalı.
Mehmet Emir Hamurcu dedi ki
6 Mart 2026İnsan duyguları aktifleşince düşünemediği bu tarz imzaları atarken vs bekleyip sakin acelesiz kararlar almak gerekir
Demet K. dedi ki
12 Mart 2026Büyümek mi güçlenmek mi? İnsan bu ikisini karıştırdığında çok yanlış hamleler yapabiliyor.
SinemK dedi ki
13 Mart 2026Karar anlarında insan çoğu zaman doğruyu değil, kendisine iyi hissettiren seçeneği tercih etmek istiyor. Gerçek ise alkışı değil, iç huzuru seçebilmek. Son bölümde verilen mesaj çok güçlüydü, emeklerinize sağlık 👏🏻
Gokhan Ulger dedi ki
15 Haziran 2026Karar almanin stratejisini ogrendiginde imzalari dogru yerlere atiyosun :)
İLHAN S. dedi ki
12 Temmuz 2026Çünkü bazen en büyük başarı, yapılmaması gerekeni reddedebilme gücüdür; bu da ancak, başkalarının beklentileri yerine, kendi zihninin kimyasını tanıyanların harcıdır.
G.Yılmaz dedi ki
9 Eylül 2026Bence de çok tanıdık ve hayatın içinden bir hikâye. Özellikle karar anındaki sessizlik ve insanın kendi iç sesiyle baş başa kalması çok güzel aktarılmış. Her birimizin hayatında “imza atmak” üzere olduğumuz, aslında sadece bir kâğıda değil kendi geleceğimize karar verdiğimiz anlar olmuştur. Çok güzel ve düşündürücü bir anlatım, kaleminize sağlık.
