
Karar Senin mi, Başkalarının mı?
“Vay, yeni araba almışsın! Bu nasıl renk, başka renk bulamadın mı? Alırken neden bize hiç sormadın?”
Yeni bir şey aldığınızda bu ve benzeri cümleleri duymuşsunuzdur. Aslında bu sorular, sadece bir araba hakkında değildir. Bu sorular, insanların karar verme biçimlerinin ne kadar farklı olduğunu gösterir.
Kendine Danışan İnsanlar

Bazı insanlar, bir şey satın alırken kimseye danışmazlar. Onlar için en önemli kriter, kendi beğenileridir. Araştırırlar, incelerler ve kendileri için en doğru olduğuna inandıkları kararı verirler.
Başkalarının fikirlerini tamamen yok saydıkları için değil, kendi değerlendirmelerine güvendikleri için böyle davranırlar. İçlerinden şöyle düşünürler:
“Benim için en doğru kararı yine ben veririm.”
Bu insanlar, sadece alışverişte değil, hayatın diğer alanlarında da benzer davranırlar. Yeni bir iş kurarken, yeni bir adım atarken, çoğunluğun ne dediğinden çok, kendi iç seslerini dinlerler.
Herkese Danışan İnsanlar

Bazı insanlar ise karar vermeden önce mutlaka başkalarına danışma ihtiyacı hissederler.
Bir araba beğenirler. Rengi güzeldir, fiyatı uygundur, tam içlerine sinmiştir. Ama yine de bir arkadaşına fotoğraf gönderirler.
Arkadaşı, “Bence bu güzel değil” dediğinde, bir anda kendi beğenileri bile anlamsızlaşabilir.
Sonra başka bir araba bulurlar. Yine sorarlar. Yine beklerler.
Ta ki biri çıkıp:
“Evet, bu çok güzel, bunu almalısın.” diyene kadar…
Aynı durum iş hayatında da geçerlidir. Bir iş kurmaya karar verirler. Heyecan duyarlar. Plan yaparlar. Ama bir tanıdık çıkıp, “Bu iş burada olmaz” dediğinde, bütün motivasyonlarını kaybedebilirler.
Aslında sorun fikir almak değildir. Sorun, kararı başkalarının vermesini beklemektir.
Hiç Danışmayanlar ve Hiç Karar Veremeyenler
Hiç kimseye danışmadan karar veren insanlar bazen hızlı ilerler, ama bazen de göremedikleri risklerin içine girebilirler.
Herkese danışan insanlar ise daha az hata yapacaklarını düşünürler, fakat çoğu zaman kararsızlık içinde kalırlar.
Çünkü çok fazla ses, insanın kendi sesini duymasını zorlaştırır.
Peki Doğrusu Ne?

Ne tamamen kimseye danışmamak…
Ne de herkesten onay beklemek…
En sağlıklı yol şudur:
Karar verene kadar, o konuda gerçekten deneyimi olan insanlardan fikir almak…
Karar verdikten sonra ise, o kararın arkasında durmak.
Çünkü sürekli fikir değiştiren insanlar, çoğu zaman bir yere varamazlar.
Ama bilinçli şekilde karar verip, o kararın sorumluluğunu alan insanlar, eninde sonunda kendi yollarını bulurlar.
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
İlk tepkiyi sen bırak.
Yorumlar (7)
Evren EVİN dedi ki
28 Mart 2026Karar Vermenin Formülü: istişare ve ardından kararlılık...
Ne kadar doğru. Teşekkürler.Pınar Y. dedi ki
1 Nisan 2026Muazzam bir formül dimi... Bende bayıldım 😇🫶👌
Abdullah D. dedi ki
31 Mart 2026O değil, o da değil! Ne yalnızca benim fikrim doğru, nede yalnızca başkalarının. Doğru kişiye danışmak önemli, herkesin ne söylediği değil.
Pınar Y. dedi ki
1 Nisan 2026Insan karar vermeden önce danışınca, bir rahatlık olur. Başkalarının gözünden bakmak tabiri ona ışık tutar. Karar verdikten sonra da kararında net olması da onu gelecek baskılar da güçlü kılar. Ne kadar doğru karar vermeden önce danış, karar verdikten sonra sus ve net ol... Umarım bu bilgiyi uygulayanlardan bulursunuz bizi... sevgiler...
Gokhan Ulger dedi ki
15 Haziran 2026Karar verene kadar, o konuda gerçekten deneyimi olan insanlardan fikir almak…
Karar verdikten sonra ise, o kararın arkasında durmak.cok kiymetli
İLHAN S. dedi ki
12 Temmuz 2026Gerçek sorumluluk; insanın aklıyla tartıp, duygularıyla harmanladığı kararların sonuçlarına kimseyi suçlamadan bizzat omuzlarında taşımasıdır.
G.Yılmaz dedi ki
9 Eylül 2026Çok güzel bir ayrım yapılmış. Fikir almakla, kararın sorumluluğunu başkasına bırakmak arasındaki farkı sade ve anlaşılır şekilde anlatıyor. Özellikle “çok fazla ses, insanın kendi sesini duymasını zorlaştırır” kısmı oldukça etkileyici.
