
KUŞA DALGIÇLIK YAPTIRAMAZSIN
Çalışan mı Yetersiz, Yoksa Yanlış Yerde mi?
Bir çalışanın performansı düştüğünde yöneticilerin aklına genellikle aynı soru gelir:
“Bu insan neden işini iyi yapamıyor?”
Belki de soruyu değiştirmek gerekir:
“Bu insanı neden bu işte değerlendiriyorum?”
Çünkü bir kuştan derin sulara dalmasını, bir balıktan gökyüzünde uçmasını bekleyemezsiniz. Kuş suyun altında başarısızdır; balık gökyüzünde…
Ama bu, kuşun kötü, balığın da yeteneksiz olduğu anlamına gelmez.
Sadece yanlış yerde duruyorlardır.
İş hayatında da bazen tam olarak bunu yapıyoruz. Bir insanı, doğal olarak güçlü olduğu davranışların tam tersini gerektiren bir pozisyona koyuyor; sonra da ortaya çıkan sonucu onun yetersizliği olarak değerlendiriyoruz.
Dünün Kurtarıcısı, Bugünün Sorunu
Ahmet Bey hızlı düşünen, hızlı karar veren, insanlarla kolay iletişim kuran bir yöneticiydi. Bir iş ortaya çıktığında uzun uzun beklemekten hoşlanmazdı.
Murat da tam onun sevdiği türden bir çalışandı.
“Tabii ki Ahmet Bey, o iş bende. Hemen hallederim.”
Güler yüzlüydü. İnsan ilişkileri kuvvetliydi. Ortamdaki gerginliği birkaç cümleyle dağıtabiliyordu. Ahmet Bey onun bu enerjisini başarı olarak görüyordu.
Ta ki Murat muhasebe masasının başına oturana kadar…
Çünkü muhasebe; güzel cümlelerden çok takip, dikkat ve tavizsiz bir intizam ister.
Bir faturanın bugün değil yarın işlenmesi, bir banka farkının “sonra bakarız” diye kenara bırakılması veya bir evrakın çekmeceye kaldırılması o an küçük görünebilir. Fakat rakamların hafızası güçlüdür; zamanı geldiğinde mutlaka konuşur.
Murat kimseyi kırmamak için “hallederiz” dedi. Erteledi. Üstünü örttü. Biriken işler dağ oldu.
Sonunda sistemde açıklar oluştu. Dünün gözdesi Murat, bir anda “güvenilmez çalışan” oldu.
Oysa Murat değişmemişti. Değişen, sadece onun bulunduğu zemindi.

Aynı Masa, Farklı Sonuç
Murat'ın ardından o masaya Cengiz geldi.
Cengiz ilk bakışta Ahmet Bey'in alıştığı çalışan tipine hiç benzemiyordu. Bir talimat verildiğinde hemen atılmıyor, önce dinliyordu. Not alıyor, ayrıntıları soruyor, netleşmeden işe başlamıyordu.
Ahmet Bey ilk günlerde bu tavrı biraz yavaş ve mesafeli buldu.
Sonra sonuçlar konuşmaya başladı.
Evraklar zamanında işlendi. Eksikler adım adım takip edildi. Rakamlar kuruşu kuruşuna tuttu. Aylar önce biriken karmaşa, iğneyle kuyu kazar gibi temizlendi.
Cengiz masayı konuşarak değil, düzen kurarak yönetiyordu.
Ve Ahmet Bey önemli bir şeyi fark etti:
Murat kötü bir çalışan değildi. Cengiz de sadece "daha iyi" bir çalışan değildi. İkisi tamamen farklı dünyalardı. Birinin güçlü olduğu yerde diğerinin zorlanması, diğerinin güçlü olduğu yerde birincinin aynı başarıyı gösterememesi doğanın kanunuydu.
Yöneticinin Asıl Sorumluluğu
Bir çalışanı değerlendirirken yalnızca “başarılı mı, başarısız mı?” diye sormak işin kolayına kaçmaktır.
Asıl yöneticilik ise daha derin bir soruyla başlar:
“Bu insanın güçlü taraflarını doğru yerde kullanıyor muyum?”
Hızlı düşünen, insanlarla kolay bağ kuran, anlık karar vermekten çekinmeyen biri satışta, sahada veya müşteri ilişkilerinde büyük bir değer yaratabilir. Aynı kişiyi saatlerce aynı rutinin içinde, sürekli kontrol ve ayrıntı gerektiren bir işin başına koyduğunuzda ise onun enerjisini tüketirsiniz.
Bunun tam aksine; sakin, ayrıntıcı, acele etmeyen ve kural koymayı seven bir çalışan, ani bir satış görüşmesinde beklediğiniz o coşkulu etkiyi yaratmayabilir. Fakat süreç takibi, kontrol, raporlama ve finansal disiplin söz konusu olduğunda şirketin en sarsılmaz güvencesi olur.

Burada mesele insanları zorla değiştirmek değildir; onları doğru zeminde değerlendirmektir.
Çünkü yanlış yerde duran çalışan zamanla kendisini yetersiz hissetmeye, yönetici ise ona güvenmemeye başlar. Doğru yerde duran çalışan ise kendini sürekli kanıtlamak zorunda kalmaz:
- İşi konuşur.
- Sonuçları konuşur.
- Güven böyle oluşur.
Kuşa dalmayı, balığa uçmayı öğretmeye çalışmak yerine; kuşa gökyüzünü, balığa derinlikleri açmak gerekir.
Çünkü iyi yönetici; herkesi aynı kalıba sokan değil, farklı insanların hangi zeminde değer üretebildiğini fark eden kişidir.
Peki sizce ekibinizde şu an "uçmaya zorlanan balıklar" ya da "dalgıçlık yaptırılan kuşlar" var mı? Yorumlarda deneyimlerinizi paylaşın.
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
İlk tepkiyi sen bırak.
Yorumlar (25)
İLHAN S. dedi ki
22 Eylül 2026Bu harika yazı, yanlış pozisyonda heba edilen yetenekleri fark etmek için her yöneticiye bir ayna tutuyor.
Abdullah D. dedi ki
23 Eylül 2026Çoğu şirketde bir pozisyon boşaldığında, yeni personel almak yerine içerden kaydırmalar yapılarak o pozisyon kapatılır. Bu çalışanların yükselmesi için iyi bir yöntemdir. Ama burda bazen yöneticiler hataya düşebiliyor. Kuşa dalgıçlık yaptırmaya çalışıyorlar:)
Mustafa dedi ki
24 Eylül 2026Zorla insanlara bir şeyler yaptıramıyoruz. Onlarla uyumlanmalı ve onlar uygun iş verilmeli
Ali Ç. dedi ki
25 Eylül 2026Taş gediğe büyük geldiğinde gedikte sorun yok. Taş oraya uygun değil sadece. İşte değerlendireceğimiz insanı, işe göre değilde insanın oraya olan uyumu ile değerlendirmeliyiz.
Evren EVİN dedi ki
27 Eylül 2026Çok güzel bir anlatım. Bazen çalışanı değiştirmeye çalışmak yerine, onu doğru yerde konumlandırmak gerektiğini çok güçlü bir metaforla anlatmışsınız. Emeğinize sağlık.
Yusuf Boz dedi ki
27 Eylül 2026Çok güzel bir anlatım. Başarısız görünen bir çalışanın bazen sadece yanlış pozisyonda olduğunu hatırlatıyor; iyi yöneticilik, doğru insanı doğru yerde değerlendirebilmekten geçiyor.
çağlar a. dedi ki
29 Eylül 2026Elinize sağlık, bu yazı gösteriyor ki asıl mesele yeteneksiz insan değil, yanlış sahneye konulan oyuncuymuş.
Muhammet Tüci dedi ki
29 Eylül 2026"İhyacı olana ihtiyacını verebilmek gerekir. Bu da farkı fark etmekle olur." Elinize sağlık...
Mehmet Emir Hamurcu dedi ki
30 Eylül 2026Güzel örnekleme, sonuçta Messi'yi kaleye koyarsanız dünyanın en iyi topçusunu hiç etmiş gibi olursunuz veya Neur'i forvete koyarsanız.
Ve bu oyuncunun değil daha çok koçun hatası olur
Seher kılıç dedi ki
1 Ekim 2026İnsan en çokta insanı tanımadığı için hangi departmana kimi alması gerektiğinide bilmiyor ve kuşdan balık olmasını balıktan kuş olmasını bekleyebiliyor…
Hasan Mahmutoğlu dedi ki
3 Ekim 2026Yöneticilerin sorumluluğunun ne olduğunu daha açık anlatan farkındalık oluşturan yazı için teşekkürler.
fahri bilici dedi ki
5 Ekim 2026Kuşa dalmayı değil, gökyüzünü vermek' bakış açısı her liderin masasında pusula olarak durmalı. Çok zihin açıcı, nefis bir yazı olmuş; kaleminize sağlık!"
İsa k. dedi ki
8 Ekim 2026Derin düşüncelere dalmamızı sağlayan faydalı bir yazı olmuş ..emeğinize sağlık .insan hayatında mutlu ve başarılı olmak istiyorsa ilk başta kendi yerini kendi belirlemeleri .bunun içinde kendini iyi tanıması gerekiyor
suat uras dedi ki
8 Ekim 2026Performans sorunu dediğimiz şeyin çoğu aslında yanlış yerleştirmeymiş. Yöneticinin asıl işi insanı değiştirmek değil, ait olduğu alanı keşfetmesine yardım etmek.
ACK dedi ki
8 Ekim 2026Yöneticilik yapmak isteyenler için çok faydalı bilgiler verilmiş. Uygulandığında kesin sonuç verecektir.
Gokhan Ulger dedi ki
8 Ekim 2026"Murat değişmemişti, değişen zemindi." Dünün gözdesini bugünün sorunu yapan çoğu zaman onu oturttuğumuz masa oluyor. Soru "neden yapamıyor" değil, "onu neden buraya koydum" olmalı.
Dinçer dedi ki
8 Ekim 2026Yapılacak işin ne olduğunu bilmemiz ne kadar önemliyse, bu işi yapacak kişinin de işe uyumu o kadar önemli.
Osman dedi ki
8 Ekim 2026Herkese farklı bakabilmek, farkı görmek
M. Ender dedi ki
8 Ekim 2026Lider, doğru yönlendirebilen olmalı... yetkiyi ve sorumluluğu doğru paylaştırabilmeli...
hilmi kibarkaya dedi ki
8 Ekim 2026Elma ağacı muz vermez!
Mert dedi ki
8 Ekim 2026Kendi hayatımızda da en uygun yerleri seçebiliriz umuyorum
Mert dedi ki
8 Ekim 2026Kendi hayatımızda da eksik yanlarımıza dikkat etmeliyiz
G.Yılmaz dedi ki
8 Ekim 2026Çok güçlü bir anlatım. Çalışanın başarısını değil, önce doğru yerde olup olmadığını sorgulatıyor. İyi yönetici, herkesi aynı kalıba sokmaz; herkesin uçacağı gökyüzünü, dalacağı derinliği bulur.
Ö.K. dedi ki
8 Ekim 2026Çok faydalı bir yazı olmuş ellerinize, sağlık
lokman a. dedi ki
9 Ekim 2026doğru yere liyakatlı insanı bulmak yöneticilik
