
Ticarette Herkesin Bildiği Sırlar
Veysel kafasını kaldırıp dükkanın içinden kapıya doğru baktı. İnsanlar börek almak için sırada bekliyordu. Kuyruk Börek tezgahından dükkanın dışına kadar uzanıyordu. Dükkanın sabah erken açılmasına rağmen öğlene kadar börek satışları yoğun bir şekilde devam ediyordu. Börekleri babası, iki ustasıyla beraber yapıyordu. Küçük bir imalathaneleri vardı. Babasının börekleri çok seviliyordu. Müşterileri haftada bir kez mutlaka börek almaya gelirlerdi.
Veysel elemana seslendi, iki dakika tezgâhın başına geçer misin? Dışarı çıkıp hava alacağım dedi. Dışarı çıkarken sırada bekleyen bir arkadaşı, Veysel artık askerliğini yaptın geldin, dükkanı büyütmenin zamanı gelmedi mi? Bak sırada bekliyoruz, sen bu işi düşün dedi. Yanında bekleyenler kafa sallayarak mimikleriyle bu fikre onay verir gibiydi. Veysel doğru söylüyorsun, bende uzun süredir dükkanı büyütmek istiyorum ama babamı bir türlü ikna edemedim... Diyerek söze başladı uzun bir süre, planlarını anlattı. Uzun sohbetten sonra dışarı çıktı.
Ustanın akıbetini, çıraklığındaki süreci belirler.
Veysel mizaç olarak çok atak, tez canlı, yeniliği seven, konuşmayı çok seven bir yapıya sahipti. Çevresindeki insanlar tarafından çok sevilirdi. Sosyal çevresi çok genişti. Yeniliği sevdiği için, İş yerinde her hafta mutlaka ufak bir değişiklik yapardı. Gelen giden müşterilerle dakikalarca anlatır onlardan fikir alırdı. Etrafındaki insanların düşüncesi onun için önemliydi. Babası arar ara dükkana uğrar kontrol ederdi. Her geldiğinde Veysel'in yaptığı değişikliği eski haline getirmeye çalışırdı. Dükkanın bir düzeni var, bozmayın düzenini derdi.

Dışarıdan dükkanı izleyerek düşünmeye başladı. Yıllardır dükkan hep böyleydi. Kendi kendine, Dükkanı büyütmemiz gerekiyor, ahh baba ahh neden dinlemiyorsun beni diyerek mırıldandı. Hayal etmeye başladı. Büyük şık bir salon, yeni tezgahlar, cam masalar, renkli ışıl, ışıl bir tabela. Bir süre durduktan sonra bu iş böyle olmayacak babamla tekrar konuşacağım dedi. Ertesi gün imalathaneye giderek tekrar babasına fikirlerini anlattı. Düşünceleri babası tarafından yine kabul görmedi. Babası ''Oğlum her şeyin zamanı var. İş yerini bu hale getirebilmek için yıllarımı harcadım. Emeklerime sen şahit oldun. Kimin ne söylediğine bakma, içinde bulunduğun durumu düşün, acele etme, esnaflık konusunda öğrenmen gereken çok şey var. Sen daha çıraksın...'' diyerek sebepleri saysa da Veysel kararlıydı. Tamam o zaman baba ben kendi iş yerimi açacağım diyerek sözü bitirdi.
Hızlı yükselen, hızlı düşer.
Aradan bir yıl geçti, Veysel hayallerindeki iş yerini açmıştı. İlk zamanlar işleri çok iyi di. Fakat gitgide işleri azaldı. Son üç aydır nerdeyse tek tük müşteri geliyordu. Durumu gitgide kötüleşti. İşyerini açarken çevresinden borç almış kredi çekmişti. Borçlarını ödeyemez hale geldi. İş yerinin giderlerini dahi karşılayamaz hale gelmişti. İşyerinde olması gereken her şey vardı. Hatta çok lükstü. Çatal bıçakları bile gümüş kaplama almıştı. problem neredeydi? Bu sorunun cevabını bir türlü bulamıyordu. Ne yapsa olmadı, işyerini kapatmak zorunda kaldı. Borçlarda üzerine kalmıştı.
Bir süre yaşadığı başarısızlığın sebeplerini düşündü. Üzüntüsünü yaşadı, hep basının söyledikleri aklına geliyordu. Emek olmadan başarı olmaz, bir çocuk bile emeklemeden yürüyemez. derdi babası. Başarısız olmanın üzüntüsü ve mahcubiyetiyle babasının yanına gitti. Babası, Veysel'i tanıyordu. Olan olayları yılların verdiği tecrübeyle önceden tahmin edebiliyordu. Hiç yorum yapmadı, Yarın imalathaneye gel, çırak olarak işe başla dedi ve sustu.

Bazı insanların mizacından kaynaklanan avantajları vardır. Pratiktir, hızlı düşünür hızlı karar verir. Yeniliği sever, girişimcidir. Konuşmayı, ilişki kurmayı sever sosyaldir. Etrafındaki insanları dinler, fikirlerini merak eder. Her avantajın dez avantajı olduğu gerçeği bu konuda da geçerlidir. Ticarette hızlı karar vermek, bazı riskleri beraberinde getirir. Üzerine düşünülmesi gereken, planlama yapılması gereken konularda büyük kayıplara neden olabilir. İş yerinde yenilik güzeldir, düşünülmeden yapılan yenilikler ihtiyaçları karşılamakta yeterli olmayabilir. Ticari bir kültür oluşturmak sürekliliği devamlılığı sağlar. Etrafındaki insanların deneyiminden faydalanmak riski azaltır ama her söylenenin ardına düşmek belirsizliği getirir.
İnsan her alanda olduğu gibi ticarette 'de kıvamı yakalayabilmeli. Kendi mizacını, çalışanlarının ve müşterilerinin mizacını bilmek kişinin bilinçli karar almasını sağlar. Kendini ve insanları gerçekten tanıyan kişi, ticarette piyasayı da tanır. Ticarette başarının sırrı, kim kim olduğunu bilerek, Kimin neye ihtiyacı olduğunu bilmekten geçer.
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
Toplam 3 tepki
Yorumlar (19)
ZZ dedi ki
26 Eylül 2026Kıvamı hayatımızın her alanında yakalayabilmek dileğiyle
Yusuf Boz dedi ki
27 Eylül 2026Ticarette sadece cesaret ve yenilik değil, tecrübe, sabır ve doğru zamanda doğru adım da büyük önem taşıyor.
çağlar a. dedi ki
29 Eylül 2026haklısınız, aceleci olmak nasıl insani bir durum. ama sabırlı olmak da bir o kadar büyük bir erdem.
Mehmet Emir Hamurcu dedi ki
30 Eylül 2026İnsan çırakken gereksiz risk almamalı bunun içinde acele etmemeli, özellikle yerinde duramayan tipteki insanların buna extra dikkat etmesi gerekir
Abdullah D. dedi ki
30 Eylül 2026Veysel gibi insanlar, atik olmasidan. yenilikçi olmasından dolayı bir işe başlarken pek zorlanmazlar. Bunların zorlandığı yer, başladıkları işleri bitirmek.:)
İLHAN S. dedi ki
30 Eylül 2026Tecrübenin değerini ve sabrın ticaretteki önemini çok güzel özetleyen, ders niteliğinde bir hikaye👏
Osman dedi ki
1 Ekim 2026Süreklilik için aceleye gerek yok.
Hasan Mahmutoğlu dedi ki
3 Ekim 2026Kriz anlarında verilen anı kurtarmak için olan kararlar toplamda işleri daha da zora sokabilir.
M. Ender dedi ki
4 Ekim 2026Tanıyıp, anlayıp ona göre hamleler yapmak önemli…
Ali Ç. dedi ki
5 Ekim 2026Bizler çocukken büyümeyi, liseye giderken üniversiteye gitmeyi istiyoruz. Her şey zamanında ve kıvamında güzeldir. Bir meyve bile zamanından önce yenildiğinde acıdır ama zamanında yenildiğinde olgunlaştığında ne kadar lezzetlidir. Hayatımızın her alanında özellikle ticarette aceleci olmamalıyız.
F.T dedi ki
6 Ekim 2026Ticaret tıpkı bir yap boz gibidir. Çok bileşenli. Bütünü sağlamak için, duygularla beraber daha çok mantıkla hareket etmek gerekiyor. Hangi parçayı nereye koyacağını ön görmeden yapılan duygusal hamlelerle yap bozu tamamlamak mümkün değildir. Parçalar doğru yere konulmadığı sürece, tamamlanamayan yapbozu tekrar tekrar bozup yeniden aynı şekilde tamamlama çabası, süreci kısır döngüye sokuyor. Ana bileşeni; İhtiyaç tespiti, sabır ve öngörü olan her hamle başarıya taşıyan bir adımdır aslında.
Tuğrul dedi ki
6 Ekim 2026Okuduğumdan şunu çıkardım anladığım kadarıyla hayatta hiç bir şeye acele etmeden ufak ufak sabırlı bir şekilde allahın inayeti ve insanın çabasıyla olacağına kanat getirdim. Açıkcası Hayatımızın her alanında İş, evlilik, Arkadaş ve aile gibi alanlarda seçimlerimizin Acele etmeden kararında verilmesi ve her şeyin avantajı olduğu gibi dezavantajı da olduğuna kaanat getirerek düşünmemiz gerekir.
Asiltürk Turan dedi ki
7 Ekim 2026Bedelini ödemediğin şeye sahip olamazsın. Kısa ve net 1. Adımı atmadan 3. Adıma gelemezsin, gelmeye çalışırsan düşersin.
Sabri DAĞ dedi ki
7 Ekim 2026Harika bir girişimcilik dersi. Müşteri gümüş çatala değil, lezzete ve samimiyete gelir.
Emeklemeden koşmaya çalışmak :)D.T dedi ki
7 Ekim 2026Kaleminize sağlık çok güzel bir yazı olmuş
ACK dedi ki
8 Ekim 2026Anlık kararlar ve kısa vadeli çözümler yerine stratejik ve sabırla süreçleri geçirmek en doğrusu
Gokhan Ulger dedi ki
8 Ekim 2026Veysel her hafta bir şeyi değiştiriyor, babası hep eski haline getiriyor… İkisi de dükkanı seviyor ama başka dillerde. Biri yeniliği getiriyor, öteki düzeni koruyor; birbirlerini duysalar dükkan zaten büyür.
G.Yılmaz dedi ki
8 Ekim 2026Ticarette cesaret kadar tecrübe, planlama ve doğru zamanlama da önemlidir. Veysel’in hikâyesi, insanın kendi güçlü yönlerini tanırken aceleciliğinin doğurabileceği riskleri de yönetmesi gerektiğini gösteriyor.
Evren EVİN dedi ki
17 Ekim 2026Güzel bir hikâyeyle tecrübenin, sabrın ve insanın kendi mizacını tanımasının önemini çok iyi anlatmışsınız. Veysel’in yaşadıkları, iyi niyetin ve girişimcilik arzusunun tek başına başarı için yeterli olmadığını gösteriyor. “Her avantajın bir dezavantajı olduğu” düşüncesi de yazının en dikkat çekici mesajlarından biri. Kaleminize sağlık.
