YAŞASIN ZENGİN OLACAĞIM

YAŞASIN ZENGİN OLACAĞIM

YAŞASIN ZENGİN OLACAĞIM

2 dk okuma
25 tepki

İnsan bir şeyin olmasını çok istediğinde sağlıklı düşünme yeteneğinde zayıflama oluyor. Bazen alışveriş yaparken bazen bir evlilik kararı verirken bazen de ticarette bir hamle yaparken heyecanlanıyor. Çünkü insan bir şeyi çok istediğinde duyguları aktifleşir. Duygular aktifleşince de tıpkı arabasıyla yolda giderken camların buğulanıp yol görüş mesafesinin daralması gibi bir durum yaşar. İnsanın yaşadığı tüm süreçlerde, kar zarar hesabını yapıp doğru karar vermesi için daha sakin ve düşünerek hareket etmesi gerekmektedir. Özellikle ticaret hayatında bu durum hayati önem arz etmektedir.

Ticaretin her safhasında alırken yada satarken fark etmez duygu durumunu kontrol altında tutma becerisine sahip olunması gerekmektedir. Son yıllarda ekonomik krizle birlikte etrafımızda borç batağında iflas eden, çıkış yolu bulamayınca intiharlara varan durumlar yaşanmaktadır. İnsanlar büyük hayallerle başladıkları ticaret hayatında nasıl oluyor da kendi yaşamlarına son verme noktasına geliyorlar. Bu durum bir anda gerçekleşmiyor. İnsanları bu duruma götüren sürecin detaylarına baktığımızda ilk başta her şey yolunda giderken daha fazla kazanmak daha fazla büyümek gibi isteklerin insanı kontrolden çıkardığını görüyoruz. İşini büyütmek tabi ki kötü bir şey değil. Peki ekonomik olarak buna hazır mıyız? Hazır olmadığımız halde neden adım atıyoruz? İşte bu durum insanların ticaret hayatında telafisi mümkün olmayan sonuçlar yaşamasına yol açıyor.

İflas edip her şeyini kaybeden müteahhitlerin anlatımlarına baktığımızda fırsatlar karşısında sağlıklı düşünmeyenlerin yaşadığı olumsuz sonuçlardan birçok ders çıkarabiliriz. Müteahhit bir proje fırsatı geldiğinde kazançları hesaplıyor. Çok para kazanmak büyük haz ve heyecan yaşatıyor. Ama bir de kaybetmek var. Bunu düşünmek istemiyor. Kazanacağı paralara odaklanınca sermayesinden fazla büyük işlere girmeye başlıyor. İlk başta lüks arabaya binmek satışlardan gelen paraları saymak ayağını yerden kesiyor. Mutlu oluyor. ‘’Yaşasın çok zengin olacağım’ ’diyor. İçinde bulunduğu duygu durumunun yoğunluğunda sarhoş bir adama dönüşüveriyor. Yeni projeler yeni satışlar gelsin paralar…

Sağlıklı düşünemeyince de ipin ucunu kaçırıyor. Bu rüyadan ne zaman uyanıyor? Gelen tahsilatlar ödemeleri karşılayamayınca alacaklı esnaflar aramaya başlıyor. Nasıl olsa daire satar öderiz diyor. Yine duygular aktif… Sonraki aşamada eskisi gibi parasız açık hesapla esnaftan mal tedariki yapamaz oluyor. Yanında çalışan ustalar ödemeleri zamanında alamayıp içerde alacakları kalınca iş bırakıyorlar. Yarım kalan işler ve sürekli değişen ustalar… ‘’Ustamı yok bunlar zaten nankör’’ diyor müteahhit… Duygular hala aktif…Ve bir gün bankadan bir telefon geliyor. Telefonun diğer ucunda ticari portföy sorumlusu var. Heyecanlı bir ses tonuyla’’ Cenk Bey çekiniz var ve hesabınızda yeterli bakiye yok...’’

Öyküyü başa aldığımızda aslında durum bu noktalara gelmeden önlemler alınabilirdi. İnsan bir şeyi çok istediğinde süreç kontrolünden çıkıyor. Gerçekleri göremiyor. Yaşadığı duruma da bir anlam veremiyor…

Paylaş

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?

Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.

Toplam 25 tepki

Yorumlar (16)

  • Hakbey dedi ki

    29 Ekim 2026

    İş hayatının her alanında karşılaştığımız, hesapsız hareket etmenin acı sonuçları anlatılmış. Bilinci buğu yapmış araba camı metaforuyla anlatmanız etkileyiciydi. Emeklerinize sağlık..

  • Gokhan Ulger dedi ki

    29 Ekim 2026

    Buğulanan cam benzetmesi çok yerinde. Kazancı hesaplarken kaybı hesaplamak istemiyoruz, çünkü kazanç haz veriyor. Ticarette "ya olmazsa" sorusunu en baştan sormak insanı çok büyük zararlardan koruyor.

  • HLM dedi ki

    29 Ekim 2026

    İnsan bir şeyi çok istediği zaman neler oluyormuş neler...
    Aslında sorun ne zaman başlıyor?
    "Aklımı başımdan aldı" dediğimiz durumlarda.

  • Muhammet Tüci dedi ki

    29 Ekim 2026

    Aslında duygu miktarının artması sonucu kalbin küt küt atması bize güzel o kadar da güzel sinyaller vermiyor. Belli ki hesap kabarık gelecektir... Evet buğulu cam riskiyle kaza kaçınılmaz. Güzel metafor. Ellerinize sağlık.

  • Dinçer dedi ki

    30 Ekim 2026

    Freni patlayan kamyonu kontrol etmek nekadar zor ise, isteğin aşırı olmasıda insanı aynı şekilde kontrolden çıkarır.

  • Mert dedi ki

    30 Ekim 2026

    Her şeyin olumlu ve olumsuz yönlerini çok iyi tartmalı insan

  • Evren Evin dedi ki

    30 Ekim 2026

    Ticarette hırsın ve kazanma arzusunun insanın sağlıklı karar verme becerisini nasıl etkileyebildiğini çok çarpıcı bir örnekle anlatmışsınız. Özellikle camları buğulanan araba metaforu oldukça yerinde. Bazen insan gitmek istediği yere odaklanırken önünü görmeyi unutabiliyor. Ticarette büyümek kadar, büyümeyi taşıyabilecek güce sahip olmak da önemli. Üzerine düşünülmesi gereken, değerli bir yazı olmuş. Gönlünüze sağlık.

  • Evren Evin dedi ki

    30 Ekim 2026

    Ticarette hırsın ve kazanma arzusunun insanın sağlıklı karar verme becerisini nasıl etkileyebildiğini çok çarpıcı bir örnekle anlatmışsınız. Özellikle camları buğulanan araba metaforu oldukça yerinde. Bazen insan gitmek istediği yere odaklanırken önünü görmeyi unutabiliyor. Ticarette büyümek kadar, büyümeyi taşıyabilecek güce sahip olmak da önemli. Üzerine düşünülmesi gereken, değerli bir yazı olmuş. Gönlünüze sağlık.

  • Gökhan Yilmaz dedi ki

    30 Ekim 2026

    Yazı, “zengin olacağım” heyecanının insanı gerçeklerden nasıl koparabileceğini çarpıcı bir örnek üzerinden anlatıyor. Büyüme hırsının, hazırlıksız ve kontrolsüz adımlarla telafisi zor sonuçlara yol açabileceği mesajı çok yerinde. Duyguyu kontrol edip kar-zarar hesabını yapmanın önemini vurgulayan düşündürücü bir metin olmuş.

  • Hasan Aytaç dedi ki

    31 Ekim 2026

    Kazanmaya odaklangında işin sadece gelir kısmını görebiliyor insan oysaki işi
    Başladığında karşılaşabileceğin olumsuzluklara karşı da bir miktar tedarikli olmak gerekliydi. Eskilerin hep bi kötü gün parası olurdu şu zamanda kimse kötü günü düşünmüyor ve sonuçlarıda kaçınılmaz ve üzücü oluyor

  • İLHAN S. dedi ki

    31 Ekim 2026

    Kendi yönetim hatalarını görmeyip başkalarını "nankörlük" le suçlamanın trajik sonu...

  • Yusuf dedi ki

    31 Ekim 2026

    Buğulanan cam benzetmesi çok yerinde. Kazanca odaklanınca kaybı hesaplamamak, büyük hayalleri büyük yüklere çeviriyor. Emeğinize sağlık.

  • Yusuf dedi ki

    31 Ekim 2026

    Güzel olmuş. Müteahhidin işler bozulunca bile "ustam mı yok, bunlar zaten nankör" deyip sorunu ustalara yüklemesi, duygular hâlâ aktifken insanın kendi payını göremediğini çok güzel gösteriyor. Hikâyenin bankadan gelen o telefonla bitmesi de çok etkileyiciydi.

  • Suat Uras dedi ki

    31 Ekim 2026

    Müteahhidin hikâyesinde en çarpıcı olan, sorun büyüdükçe suçu ustalara atması. Duygular aktifken insan hatayı hep dışarıda arıyor. Büyümeye karar vermeden önce "bu işi kaybedersem ne olur" sorusunu da aynı ciddiyetle sormak gerekiyor. Emeğinize sağlık.

  • Hasan dedi ki

    1 Kasım 2026

    Çok istediğinde karar verme, açken sen sen değilsin. :)

  • Osman dedi ki

    1 Kasım 2026

    Daha fazla büyüme duygusu, bilinci dışarıda bırakmış.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.