İnşaat ve emlak sektöründe yeni bir pazar oluşturmak, bugüne kadar hep doğru lokasyonu bulmak, imar durumunu incelemek ve metrekare maliyetlerini hesaplamakla bağdaştırıldı. Ancak pazar ne kadar büyük, proje ne kadar lüks olursa olsun, satışı bitiren asıl hamle “insan beyninin karar mekanizmasını” çözmektir. Bir insan, ömrünün en büyük yatırımlarından birini yaparken mantığıyla mı hareket eder, yoksa duygularıyla mı? Gözüyle gördüğüne mi inanır, yoksa projenin ona hissettirdiği huzura mı?
İnşaat ve emlakta yeni bir pazara girmek, sadece boş bir araziye bina dikmek veya bir bölgede ilan açmak değildir. Bina eğer o bölgedeki insanların ihtiyaçlarına hitap etmezse, ne kadar lüks olurlarsa olsun talep edilmez.

Hedef semtin insanını tanımak, projenin mimari dilini belirler. Aile bağlarının ve komşuluk ilişkilerinin güçlü olduğu bir semtte 1+1 ağırlıklı, izole rezidans projeleri üretmek pazar bulamaz. O bölgenin insanı geniş mutfaklar, büyük balkonlar ve çocukların güvenle oynayacağı geniş peyzaj alanları arar. Aksine, dinamik ve genç beyaz yakalıların yaşadığı bir bölgede ise pratik, teknolojik (akıllı ev sistemleri olan) ve minimum bakım gerektiren minimal alanlar pazar oluşturur. Kırsal köy hayatı veya hafta sonu toprakla uğraşmak isteyenler, verandalı tek veya iki katlı, maksimum bahçe alanlı bir yer arar veya sosyal aktivitelerin az kulanıldığı bir toplum için bir proje yapılacaksa çok da site tarzı bir projeye gerek yok ama eğer o şehirdekiler daha sosyal ise o zaman sitesiz apartmanlarla veya sitesiz villalarla olan bir projeden ziyade daha sosyal aktivitelerin rahat yapılabileceği bir site tarzı projesi yürütülebilir.
İnşaat ve emlak sektöründe yeni bir pazar var etmek; sadece binaları dikmek değil, o binaların ruhunu hedef kitlenin zihinsel yapısıyla uyumlamaktır.
İnsanın algı anatomisini çözen, pazarlama dilini bu nörolojik şifrelere göre inşa eden gayrimenkul markaları; rekabetin çok ötesine geçerek pazarın mutlak hakimi olurlar.



Bir Yanıt
Sadece binayı dikmek değil, o binayı müşterinin zihnindeki hangi ‘ihtiyaç kutusuna’ yerleştireceğimiz gerçekten önemli.