ELMA AĞACI MUZ VERMEZ

İş hayatında birçok yöneticinin mesleğim gereği dertleri ve sorunlarını dinleme imkânı buldum. Bir mali müşavir olarak genelde işe alınan insanların ilgili evrakları bize gönderilir. Bizde gerekli yasal süreçleri başlatıp ilgili kişiyi işe başlatırız. İşe alımlarda çok hızlı olan bu süreç işten ayrılışlarda çok daha uzun ve sancılı olur. Birçok patron ya da yönetici sorun yaşayıp iş birlikteliği sona eren çalışanıyla ilgili söylenir uzun uzun.

“O var ya o melek yüzlü şeytanmış meğer.”

“Fabrikada gezip çalışanları denetlesin dedik beyefendi yerinden kalkmıyor.”

“Biz onu konuşup ikna etsin diye işe aldık, adam konuşma özürlüsü çıktı.”

Bunun gibi yüzlerce örnek var, mesela TV programlarında da eleştirmenlerin maçı değerlendirirken: “Tüm suçlu Teknik Direktör, 9 numarayı yanlış yerde oynattı.’’ tarzı yorumlarını sıkça duyarız. Aynı futbolcu nasıl oluyor da başka bir takım ya da teknik direktörle çalışınca parlayan bir yıldız oluyor. O zaman mesele sadece oynamak değil. Doğru mevkide oynamak, performansı etkileyen en önemli unsurların başında geliyor. Peki takımın hocası futbolcularının özelliklerini bilmeden, zayıf ve üstün yönlerini tanımadan nasıl ona doğru mevkide görev verebilir ki? O zaman anlıyoruz ki, takım ne kadar çok antrenman yapıp disiplinle hazırlansa da, doğru yerde konumlandırmak, maçı kazanmanın olmazsa olmazıdır. Transfer dönemi takımın o yılki performansını belirleyecek adımların atıldığı dönemdir. Bu dönemde de, ihtiyaca uygun arayışlar yapılır.

Oysa her şey ilk adımda başlıyordu zaten. Bir yöneticinin en fazla zaman harcayacağı düşünmesi gereken yer ilk işe alım süreci olmalı. Sorular sormalı insan tanımak için. ‘’Karşımdaki insan bu departmana ne kadar uyumlu, donanımı yeterli mi? Sadece düzgün kıyafet giymesi ya da iyi diksiyonlu olması yeterli mi? Ben kimi arıyorum? Karşımdaki kişi aradığım kişi mi? Peki mesele burada bitiyor mu? Doğru insanı işe aldım peki doğru yerde konumlandırdım mı? Diyelim ki evet, ya sonrası?’’ 

Daha iyi çalışsın performansı artsın istiyorum. O zaman onunla nasıl bir iletişim kurmalıyım. Bazı insanlar, ödülden bazısı cezadan; kimi var konuşmaktan, kimi var susmaktan anlar.

Arabanın rengi güzel, jantları ateş ediyor, spor bir görünümü var. Tamamda benim gideceğim yol dağ yolu. Bu arabanın lastikleri, beygir gücü bu yola uygun mu?

Peki nerede hata yapıyoruz?

En fazla zaman harcamamız gereken bölümü hızla geçtiğimizde olumsuz sonuçlanan yönetici çalışan hikayeleri oluşuyor. İşin başında fazla emek verip, işe alacağımız kişiyi zayıf ve güçlü yönleriyle tanımalıyız. Aksi halde hem kendimize hem çalışana zaman kaybettirip başarısız bir süreç yaşarız. Bir departmanda çalışandan dolayı bir şeyler ters gidiyorsa o çalışanı işe alanında çalışan kadar sorumluluğu vardır.

Tüm insanlar birbirine benzer ama detayda farklılaşır. Önce erkek ve bayan olarak. Sonra erkekler ve bayanlarda kendi içinde farklı huy ve karaktere sahip kişiler olarak ayrışırlar. Bir yöneticinin çalışanı işe alırken farkı fark etmesi gerekiyor. Bu departmana bir çalışan alacağım. Peki bu çalışan adaylarından hangileri uygun hangileri değil?

Kim Kimdir, kim kim değildir?

Loading spinner

4 Responses

  1. Çok güzel bir bakış açısı olmuş..Tekrar aydınlanma fırsatı buldum kendimde.Her birey aslında bir yönetici.ben bir babayım ailemi yönetiyorum çocuklarımı eşit görürsem iyi bir yönetici olamam ilk başta onların farklılıklarını farketmeliyim ki ona göre davranmalıyım .ben iş sahibiyim işe alacağım insanların farklılıklarını bilmeden işe alım yaparsam sorunlarım azalmaz çoğalır .bir eş seçiminde de aynı şekilde farklılıkları fark etmeden yapacağım bir seçim ömür boyu mutsuzluğuma sebep olabilir .Bu hikayeden de anladığım ilk başta farklılıkları farkedebilmek .

  2. En büyük yanıldığımız yerlerden biri her insanı aynıymış gibi görmek. Farklılıkları bilmemiz ve kabul etmemiz gerekiyor.

  3. Evet sonuç olarak muzu rendelemeye çalışarak ben rende işinde iyi değilim diyemem

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir