Ticarette bir insanı tanımaya çalışırken, genelde hepimizin sorduğu bazı sorular vardır. Nerelisin, ne iş yapıyorsun, kimlerdensin, ailen kim, çevren nasıl? gibi… Bunlar aslında insan hakkında ilk fikir veren sorulardır. Çünkü bir insanın memleketi, işi, ailesi ve çevresi onun hayatına dair bazı ipuçları taşır.
Ama sadece bunlara bakarak bir insanı tam olarak tanıyamayız.Çünkü bir insanı asıl gösteren şey; nereli olduğu değil, nasıl davrandığıdır. Verdiği sözü tutuyor mu, ticarette güven veriyor mu, zor bir durumda nasıl tavır alıyor, hakkaniyetli mi, karşısındaki insanı düşünüyor mu? Bunlar bir insanı tanımak için daha belirleyicidir.

Bazen çok iyi görünen biri ticarette güven vermeyebilir. Bazen de çok sade, sessiz biri yaptığı işle kendini belli eder. Bu yüzden insanları tanırken sadece sorulara verdikleri cevaplara değil, davranışlarına da bakmak gerekir.Ticarette önemli olan insanı hemen etiketlemek değil, zaman içinde gözlemlemektir. Küçük meselelerdeki tavrı, ödeme düzeni, konuşma şekli, sorun çözme biçimi bize daha gerçek bilgiler verir. Çünkü insan en çok iş yaparken, söz verirken ve sıkıştığında kendini belli eder.
Sonuç olarak, ticarette bir insanı tanımak sadece “nerelisin, ne iş yapıyorsun, kimlerdensin?” sorularıyla olmaz. Bunlar başlangıçtır ama yeterli değildir. Asıl tanıma; kişinin davranışını, tutarlılığını ve niyetini doğru okuyabilmekle olur. Doğru tanıyan insan, doğru iletişim kurar, doğru iletişim ise ticarette güveni oluşturur.



12 Responses
Harika bir yazı olmuş, kaleminize sağlık! Ticarette ve ikili ilişkilerde insanı doğru analiz edebilmek adına çok ciddi bir farkındalık oluşturuyor. Hayatta hepimizin “Evet, çok iyi giyimli ve çok güzel konuşan biriydi ama hiç de zannettiğim gibi çıkmadı” dediği acı tecrübeleri maalesef olmuştur. İlk izlenimlerin ötesine geçip vitrinin arkasındaki gerçeği görmenin önemini çok net özetlemişsiniz. Hem motivasyon verici hem de çok ufuk açıcı bir içerik, devamını merakla bekliyorum!
Gerçekten de bir insanın gerçek rengi, işler tıkırındayken verdiği ezber cevaplarda değil; en çok baskı altındayken ortaya çıkar. Kendimizi ve karşımızdakini doğru okumak istiyorsak, kelimelerin gürültüsünü bırakıp o sessiz ipuçlarını izlemeliyiz.
Sadece memleketlim diye tanımadan iş yapamam, yanlış kararlar vermemek için karşımdaki kişiyi tanımam şart…
“İnsanlara nasıl güvenebiliriz?” sorusunun cevabını veren bir yazı olmuş.
Ticarette güveni nereli olduğu değil; kriz anındaki dürüstlük, küçük detaylardaki tutarlılık ve sıkışınca verilen sözlerin arkasında durabilme belirler.
Bu sorular bir başlangıç gibi. Ama başladığımız şeyi bitirmek için daha fazlası gerekiyor. Daha da fazlası.Evin kapısından girmek evi gezmek anlamı taşımıyor!
Ticarette para eden şeylerden biri de güvendir. Güven her yerde para eder ve bu kişinin nereli olduğu ile belirlenemez.
İnsan her mekanda her rolunde ayrı bir insan….
İnsanlar en zor durumda verdikleri kararlar ile anılırlar. Her şey yolundayken rahatken iyi dürüst olmak kolaydır. Esas mesele baskı anındaki davranışlardır. Yazı da buna güzel bir şekilde değinilmiş.
Tanımadan alma değil, yanaşma…
Ticarette insanı tanımanın en doğru yolu, söylediklerinden çok davranışlarına bakmak. Özellikle küçük meselelerdeki tutarlılık, büyük işlerde nasıl biri olacağını çoğu zaman gösteriyor.
Kucuk meselelerdeki tavir bence en dogru olcu. Buyuk islerde herkes dikkatli davraniyor; insan asil kimseyi ilgilendirmeyen kucuk seylerde kendini ele veriyor.