Ahmet abi ülkenin en önemli ceket firmasının satış müdürüydü. Uzun yıllardır bu şirketteydi ve şirket de sadece ceket üzerine olan bir marka olduğu için o konuda ülkenin en iyisiydi. Şirketin patronu Osman Bey, pazarlama müdürü Selim Bey’i görevinden almış, o görevi de satışı başarı ile gerçekleştiren Ahmet Bey’e vermişti. Artık bizim 60 yaşındaki Ahmet abimiz için uzun yıllar sonra yeni bir serüven başlayacaktı.
Ahmet Abi satış bölümündeyken müşterilerle birebir temas halinde olduğundan sıcak satışı, ürünü anlatmayı, fiyatı konuşmayı…vs. iyi biliyordu. Fakat pazarlama direk müşteri ile birebir temas olmadan ürünlerini geniş kitlelere tanıtmak ve satış ekibinin işini kolaylaştırmak demekti.
İşte o gün sabah çok erken kalkıp bir yürüyüş yaparken düşünmek istedi. Ülkenin çoğunun uyuduğu sırada Ahmet Abi hem taze hava alıyor hem de düşünüyordu.
Eve geri döndüğünde ev halkı uyanmış ve kahvaltıya oturmak üzereydi. Hemen herkes Ahmet Abi’ nin geçen gün aldığı üzerindeki spor kıyafetine baktılar. İlk önce küçük kızı “Baba sen sarı giyer miydin çoook güzel olmuşşş!” dedi. Sonra oğlu Ahmet Abi’ nin üzerindeki kıyafete dokunduğundaki o his için “Ooo babacım dokusu ne kadar hoş bunun” dedi. Oradan Ahmet Bey’in eşi de “Nasıl bakayım? ” diyerek kıyafete baktı ve sonra “Valla jilet gibi olmuşsun kocacım ne kadar resmi ve yaşına uygun duruyor.” dedi ve Ahmet Bey kahvaltı masasına otururken bu yaşadığı olay ve aldığı yorumlar aklına bir fikir getirdi. Sanki herkes kendi ilgilendiği, sevdiği şeylerden bahsetmişti kıyafeti ile ilgili. Kafasında bu düşüncelerle evden işe çıktı. İşe vardığında çoktan yeni reklam filminin neler içermesi gerektiğini ortaya koymuştu kafasında.

Hemen işe koyuldu ve reklam yönetmenine anlatmaya başladı:
“Fatih Bey, yeni reklamda tüm farklılıklara sırayla vurgular yapılmasını, ön plana çıkmasını istiyorum. Yeni koleksiyondaki renkli dikiş iplerinin vurgulanması önemli. Kontrastlı olarak dizayn etmiştik zaten o yüzden oralara yakın çekimler olsun. Ceketlerin bütün renkleri sırayla gözüksün, her rengin olmasına dikkat edelim. Sonra kumaşların makasla kesilmesi anında çıkan sesi ve kumaşların serilirken çıkardığı seslerinde net duyulabildiği bir sahnemiz olsun. Sonunda da onu giyen kişinin ceket kollarına dokunduğu ve bundan aldığı hazzın ifadesi görünsün; yani dokunuştan aldığı keyfi öne çıkaralım. Aynı zamanda hem sportif hem de resmi bir hava vermeye çalışalım, ne kadar farklı tarz varsa hepsini çekebilen bir ürün tanıtımı olsun.” dedi.
Fatih Bey de fikrin çok iyi olduğunu düşünüp “hemen işe koyuluyorum” dedi. Tam çıkarken Ahmet Bey “dur dur, bir şey daha var” dedi. “Müzik olarak da arka planda Barış Manço’nun Ahmet Bey’in ceketi şarkısını koyalım!” dedi gülümseyerek.



2 Responses
İnsanı tanıyınca yerli yerine oturuyor her şey:)
Çünkü herkes kendi huy ve karakterine göre iş tutar…
Ahmet Bey, ceketinin dokusundan rengine kadar her detayı farklı beklentilere göre kurgulayarak, ‘herkesi’ değil, herkesin içindeki o ‘farklı insanı’ yakalamış.