Benim için kolay olan bu muydu gerçekten?
Aynı istek, aynı hedef, herkesi aynı sonuca mı götürür? Hayır. Herkes için aynı şey zor değildir, aynı şey de kolay değildir. Bazı insanlar için konuşmak vazgeçilmezdir; bazıları için gereksiz bir gürültüden ibarettir. Bazıları için yalnızlık üretkenliğin kapısını açar; bazıları içinse içten içe bir çöküş hissi taşır. Ortaya çıkan bu fark; zekâdan, çalışkanlıktan ya da niyetten ileri gelmez. Bu fark, kişinin mizacının doğasından gelir.
Mizaç; bir insanın neden konuştuğunu, neyle hızlandığını, nasıl üzüldüğünü, nerede çözüm ürettiğini belirler. Bu iş hayatında da böyle işler aslında. Bazı durumlar kişi için doğal olarak kolaylaştırılmıştır, bazıları ise aynı kişi için doğal bir zorluk alanı oluşturur.
Kolay Olan Her Zaman Değerli Değildir
Zor Olan da Her Zaman Gerekli Değildir
Bazen insanlar hata yapar: Kolay olanı küçümser, zor olan yüceltilir. Oysa bir şeyin zor olması, onun kişiye uygun olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde bir şeyin kolay gelmesi, onun değersiz olduğu anlamına da gelmez. Örneğin: Detaycı mizaca sahip kişilerin uzun süreli konsantrasyonu güçlüdür; ancak anlık karar almak onlar için zorlayıcıdır. Sürekli hareket hâlinde olan kişiler, bir sorunla karşılaştıklarında daha hızlı çözüm üretebilirken, hareket durduğunda problem aramaya daha yatkın hâle gelirler. Yenilikçi kişiler için yeni bir şey üretmek kolaylaştırılmışken, mevcut olanı sürdürmek ve güncellemek daha zorlayıcı olabilir. Sosyal uyaranla beslenen biri için kalabalık destekleyicidir; yalnızlık ise yıpratıcıdır. Burada biri diğerinden daha iyi ya da daha kötü değildir. Sadece uyum ve uyumsuzluk eğilimleri vardır.
Sorun eksiklik değil, o şarta uyumda zorlanmaktır.

Çoğu zaman problem kişinin yetersizliği değildir; mizacına uygun olmayan bir alanda bulunmasıdır. Kişi bu durumda kendisini genel olarak eksik sanır. Oysa mesele eksik olmak değil, uygun yerde olmamaktır. Zorluk uzadıkça: isteksizlik tembellik sanılır, yavaşlık yetersizlik sanılır, kaçınma korkaklık sanılır. Bu yanlış etiketleme, kişinin zaten eksik tanıdığı kendisini, bir de yanlış tanıma sürecine sokar.
Doğru mizaç ve iş uyumu zorluğu ortadan kaldırmaz ama gelecekten haber verir.
Kişinin doğru alanda olması, zorluğun ortadan kalkacağı anlamına gelmez. Hangi işe girilirse girilsin, bir zorlanma vardır. Sonuç hemen gelmez, emek gerekir. Bu nedenle mizaca uygun bir işte çalışmak, zahmetsizlik demek değildir. Ama bu mizaç ve iş uyumu, anlamsız zorlanmayı ortadan kaldırır. İnsan mizacına uygun bir alanda yine yorulur, yine zorlanır; ama bu zorluk tüketmez, inşa eder. Uygun olmayan alandaki zorluk ise daha fazla enerji harcatır, daha fazla mesai ister ve kişiyi daha çok yıpratır. Nihayetinde en kötü sonuç olan, kişinin o konuda kendinden ümidini kesmesi sonucuna varabilir…
Asıl Soru; Bir öğrencinin, bir gencin ya da bir yetişkinin zorlanma sebebi nedir? Mizacına uygun bir becerinin gelişim süreci mi? Yoksa mizacıyla yapısal olarak uyumsuz bir alanda çalışması mı? Bu iki zorluk birbirine karıştırıldığında, kişi gereğinden fazla yük taşır. Mizaç bilinci; kişiyi konfor alanına hapsetmek için değil, kendini daha bilinçli bir şekilde zorlaması için gereklidir. Çünkü kimse sevmediği, kendisiyle örtüşmeyen bir işi uzun süre sürdüremez. Kolay olanın fark edilmediği, zor olanın kutsallaştırıldığı bir yerde insanlar kendilerine yabancılaşır. Balığa tırman demek ne kadar anlamsızsa, kuşa yüz demek de o kadar anlamsızdır.



24 Responses
Hangi işe girilirse girilsin, bir zorlanma vardır. Bunu bulmek cok degerli bilgi
Mizaçımıza uygun işler yapmak, bizi daha başarılı yapacaktır.
Her zaman yapar doğru ancak hayatımıza dışarıdan olumlu özelliklerde eklemek zorundayız… Yoksa bir süre sonra ilerleme duruyor..
Mizaca uygun değilse problem maallesef….
Kişinin mizacı ile uyumlu bir meslek seçimi onu aynı zamanda daha mutlu bir insan yapar.
İnsan kendisine uyumlu olan ve sevdiği işte başarılı olur
İnsan ilk başta kendisini tanımalı mizacını iyi bilmeli.o zaman zor olan kolaylaşır.
Zor olanı başarmak daha büyük bir mağrifet gibi gösterilir, ama önemli olan kişinin gerekli olmayan zorlamalardan kurtulup daha da üretebilmesi için micazına uygun işi yapması.
İşte insanın kendini tanımasının; “Kim Kimdir”in önemi.
“Balığa tırman denmez,
Kuşa yüz denmez.”
Ve doğadan transferin gerçekliği…
İyi bir kendisi olmalı insanın !!!
Uygun olanı, uygun yere vermemek zulüm olur mu?
Yazıyı okurken kendimi işveren/müdür/yönetici/çalışan yerlerine koydum. Her biri için insanı tanımak şart. İlim sahibi olmak, deneyim sahibi olmak. Çok kıymetli bilgiler. Ve de yol gösterici… Teşekkürler
Bence yazının en önemli noktası şu: Zor olan her zaman değerli değildir, kolay olan da değersiz değildir. İnsan kendine uygun olanı bulduğunda hem üretir hem de tükenmez.
Doğru zamanda doğru işlerler yapmak ömenli
İnsanın kendini tanıması, mizacını bilmesi büyük konfor.
Kolay Olan Her Zaman Değerli Değildir
Zor Olan da Her Zaman Gerekli Değildir
Ne kadar da doğru bir tespit, yazının tamamı insanın özeti gibi…
Takdire şayan bir yazı olmuş. Teşekkürler.
İnsan yetiştiren herkesin bilmesi gereken bilgiler
Yanlış iş seçimi çok zaman kaybettirir. Doğru seçimler insanın yaşam kalitesini artırır insanın ömrüne bereket katar.
İnsan kendisini başkalarıyla kıyaslar. ne kadar çok girişken ben ise insanlarla konuşmaktan çekiniyorum acaba bende bir eksiklik mi var diye düşünmeden edemiyor ama kimin kim olduğunu öğrendiği zaman insan çok rahatlıyor demek ki bendeki farklı bir özellikmiş dediğinde hayat daha başka oluyor.
İnsanları detaylı tanımazsak onlarla olan iletişimimizde sorunlar çıkabilir ve bu sorunladın sebebini de bu sefer anlayamayız…
Ölçü ne?
Kime göre zor kime göre kolay ve Neden?
Malzemeyi tanımak, yapabileceği-yapamayacağı şeyleri bilmek ve
yönetmek…
Sorular sorun olmadan ticareti öğrenmek 😉
İnsanın kendini iyi tanıması, artılarını ve eksilerini iyi bilip neleri geliştireceğini ve nelerin onu geliştireceğinin bilincinde yaşaması hayatı çok kolaylaştırmaz mı?
En zor olan şey bazen çalışmak değil,
yanlış yerde çalıştığını kabul etmek aynı zamanda.
İnsan doğru yerde olduğunda zorluklar bitmez ama anlam kazanır. Zorluk her yerde vardır. Farkı belirleyen ise, o zorluğun insanı tüketmesi mi yoksa inşa etmesi mi? Yanlış yerdeki emek yıpratır ve yorar, doğru yerdeki emek ise insanı olgunlaştırır ve büyütür. Mesele zorluk olmayan bir yol bulmak değil, insanı büyüten yolu bulabilmektir. İnsan mizacına uygun yerde yorulur ama tükenmez.