Şirketime sabah erkenden giderim, kendi kapımın önünü kendim süpürürüm. Benim yıllardır değişmeyen kurallarım vardır. Mağazanın raflarının tozunu aldıktan sonra oturur, kahvaltımı yaparım. Kahvaltı dediğin esnaf usulü, komşularla birlikte… Kimi peynirini, kimi balını, kimisi domatesini, salatasını alır gelir. Keyifli sohbetimiz, çayımız, kahvaltımız güne başlarız. Saat 09.00’dan sonra müşteriler mağazaya giriş yapmaya başlarlar. Müşteriye ürünü satacaksan o kişiyi tanıman lazım; hangi ürünü sever, hangi ürünü sevmez müşteriyi tanımadan anlayamazsın. O yüzden ben ilk önce müşteriyle tanışmaya uğraşırım, ürünü satmaya değil. Bir insanın memleketi benim için önemlidir. Memleketini biliyorsan büyük ölçüde bir insanı tanırım. Veya yaptığı iş, sektör insanın karakteri ile ilgili bence çok fazla bilgi verir insana. Bundan dolayı gelen müşterinin önce ismini, sonra memleketini sorarım. Doğunun insanıyla, batının insanının ihtiyaçları da birbirinden farklı. Egeliyle, Karadenizlinin de ihtiyaçları birbirinden farklı. Memleketini bildim mi ben o insanı tanıyorum demektir. Memleketten işi çözemediysem mesleği zaten kişiyle ilgili birçok detayı bana vermiş olur. Müşteriyi tanıdıktan sonra gerisi kolay.

Evet, bir insanın memleketi, doğduğu topraklar ya da mesleği o insan üzerinde ihtiyaçları ile ilgili bize detaylı bilgi verebilir. Peki, bir insanı tanımak için bunlar yeterli mi?
Bazı insanlar bir üründe detaya bakarken, bazıları detaydan çok biçimi ile ilgilenirler. Evet, bazı insanlarla bağ kurduğumuzda o ürünü bizden alır. Çünkü “hayır” diyemez. Bazıları “hayır” demek için dünyaya gelmiş. İnsanın algılama sistemini, zihin yapısını bilmeden o insanı detayda tanıyor olabilir miyiz? Ağzımdan çıkan hiçbir kelimeyi unutmayan ve az önce konuştuğunu yan mağazaya gittiğinde unutan insanlar var. Bu insanları tanımak için memleketi yeterli olur mu?
Bir insanın sadece memleketi, mesleği veya yaşını biliyor olmak o insanı tanımak için hiçbir zaman yetmeyecektir. Aynı yaşta, iki hemşeri aynı işi yapıyor olsa dahi, zihin yapıları, algılamaları farklı olduğunda çok daha fazla detaya ihtiyacımız olacaktır.
O zaman kimin kim olduğunu nasıl anlayacağız?



3 Responses
Tedaviden önce teşhis gerekli diyorsunuz.
“nereye gittiğini, nasıl düşündüğünü, neyle hareket ettiğini” anlamak için “İnsanı ne harekete geçirir, ne durdurur?” sorusunu sormalı mıyız?
“Önce müşteriyle tanışmaya uğraşırım, ürünü satmaya değil.” İşin özü bu cümlede. Ama aynı yaşta iki hemşehri örneği de gösteriyor ki memleket kapıyı aralıyor, kapıyı açan zihin oluyor.