Pazarlamada İnsanı Tanımak

Bir ürünü satmak ile bir pazar kurmak aynı şey değildir. Satış, parayı tezgâha koyan o son andır. Pazarlama ise tezgâhın henüz kurulmadığı, hatta pazarın henüz var olmadığı yerde başlar. Türkiye’de ürettiğiniz bir anne-bebek ürününü Atlantik’in öbür yakasına göndermeden çok önce verilmesi gereken bir karar vardır: Bu ürünü kime, nerede ve hangi dille anlatacağım?

Çoğu ihracatçı bu soruyu atlar. Önce konteyneri doldurur, sonra “Şimdi kime satsam?” diye düşünür. Oysa işin doğrusu tersidir. Önce insanı tanırsınız, sonra pazarı kurarsınız. Ve insanı tanımanın en kestirme yolu, yıllardır bu işin içinde olanların bildiği bir gerçektir: Kim Kimdir.

“Amerika” Diye Tek Bir Anne Yoktur

Haritaya bakıp “Hedef pazarım Amerika” demek, “Hedef müşterim insanlar” demek kadar boştur. New York’ta bir çatı katında çalışan genç profesyonel anne ile Texas’ta üç çocuk büyüten geniş aileli anne, Ortabatı’nın muhafazakâr kasabasındaki anne ile California’nın organik-bilinçli annesi bambaşka mizaç kültürleri taşır. Aynı bezi, aynı bodysuit’i alırlar ama bambaşka sebeplerle alırlar.

Yeni pazar oluşturmanın ilk adımı, coğrafyayı insanla okumaktır. Hangi şehir, hangi eyalet, hatta hangi semt, oradaki baskın mizaç hangisi? Ürününüzün en güçlü yanı neyse, o yanı en çok önemseyen mizaç kümesinin yoğunlaştığı yerden başlarsınız. Organik pamuğunuz, GOTS sertifikanız mı var? O zaman ilk kapınız, etik üretimi ve belgeyi dert edinen kümenin yoğun olduğu California ya da Pasifik Kuzeybatı olmalı. Çünkü orada ürün, bir ihtiyacın değil, bir değerin karşılığıdır.

Reklamı Vermeden Önce: Kümeyi Okumak

Bir dolar reklam harcamadan önce, dokunacağınız annenin mizacını okumalısınız. Çünkü aynı reklam metni bir kümeyi çeker, diğerini soğutur. İşte pazarlama masasında karşınıza çıkan dört anne:

“Hız bir vaattir” 

Karar verir ve geçer. “Organik mi? Kaç günde gelir? Tamam.” Üç saniyede ürünü değerlendirir. Ona “bebeğinizin minik ayaklarına yumuşacık dokunuş” diye başlayan bir metin yazarsanız kaydırıp geçer. Ama “Pediatrist onaylı. 2 günde kapında. İşte bu.” dediğinizde durur. Bu anneye pazarlama yaparken sözü uzatmak, onu kaybetmektir.

“Önce hikâye, sonra ürün” 

Alışverişi bir deneyim, bir yolculuk gibi yaşar. Instagram’da görür, unboxing videosu izler, yorumların altında dolaşır. “Anadolu’nun pamuk tarlalarından bebeğinizin odasına” cümlesi onun için slogan değil, paylaşılası bir histir. Bu anneye ürünü değil, ürünün etrafındaki hikâyeyi ve topluluğu pazarlarsınız. Yeni pazarda sesi en gür çıkan, ürününüzü kendiliğinden yayan kümedir.

“Komşum aldıysa içim rahat” 

Yeniliğe temkinli yaklaşır. İlk olmak istemez; başkasının denemiş, güvenmiş olmasını ister. “10.000 anne tercih etti”, “30 gün koşulsuz iade”, gerçek annelerin gerçek yorumları onun güven kapısıdır. Bu anneye doğrudan satış baskısı yapmak ters teper; ona zaman, sıcaklık ve sosyal kanıt sunarsınız. Bir kez güvendi mi de bırakmaz.

“Önce künyeyi göster” 

Satın almadan önce ürünün künyesini çıkarır: kumaş kompozisyonu, yıkama talimatı, test raporu, sertifika. “Güzel ürün” demeniz onu ikna etmez; OEKO-TEX numarasını, CPSIA uyumluluğunu, pamuğun gramajını görmek ister. Bu anne için hazırladığınız detaylı, dürüst, belgeli sayfa zahmetli görünür, ama o sayfa tüm kümelerin güvenini de yükseltir.

Aynı Ürün, Dört Farklı Kanca

İşte pazarlamanın sırrı burada: Elinizde tek bir ürün vardır ama dört farklı kancanız olmalıdır. Reklamı yayınlayacağınız bölgenin baskın mizacına göre görseli, başlığı, vaadi değiştirirsiniz. Aynı bodysuit “hızlı ve onaylı”, “hikâyesi güzel”,  “binlerce annenin güvendiği”, “sertifikalı ve test edilmiş” diye gider.

İkna etmek, karşıdakini kendi dilinize çevirmek değildir; onun dilini konuşmaktır. Mizacı doğru okuyan pazarlamacı, ikna için daha az enerji harcar. Çünkü mesaj zaten doğru kulağa, doğru tonda ulaşmıştır. Yanlış kümeye doğru ürünü yanlış dille anlatmak, en yüklü reklam bütçesini bile boşa harcatır.

Satışın Önünü Açmak: Sebep Oluşturmak

Pazarlama ile satış arasındaki o ince çizgi tam burasıdır. Pazarlama, müşterinin kafasında satıştan önce bir “sebep” oluşturur. İyi yapılmış bir pazarlama, satış anına gelindiğinde işi neredeyse bitmiş kılar.

Bazi anneler icin daha ürünü satışa koymadan bir topluluk ve yorum birikimi oluşturursunuz, böylece satış açıldığında güven zaten ortadadır. Bazı annelere, satış sayfasına gelmeden önce blogunuzda sertifikaları, test süreçlerini anlatırsınız; müşteri “sepete ekle”ye bastığında soruları çoktan cevaplanmıştır. Bazıları  için ise tek bir net vaat ve pürüzsüz bir ödeme adımı, satışın kendisidir.

Satış ekibinin ya da otomatik ödeme sürecinin işini kolaylaştıran şey, ondan önce kurulan bu zemindir. Pazarlama doğru sebebi doğru kümede önceden oluşturmuşsa, satış bir ikna savaşı değil, yalnızca bir onay anı olur.

Pazarı Sıfırdan Kurmak

En zoru, ürününüzün henüz hiç tanınmadığı bir semtte, şehirde, toplulukta pazar yaratmaktır. Burada Kim Kimdir size en kritik soruyu cevaplatır: İlk hangi mizaç kümesine dokunursam domino başlar?

Bazı anneler erken dener ama yaymaz; işi kendine bakar. bazilari ikna olması en zor olandır ama bir kez ikna olunca verdiği referans altın değerindedir. Bazı anneler satış kaynağıdır: Onlar heyecanla paylaşır, çevresine güvenle tavsiye eder. Yeni bir pazarı kelle kelle değil, küme küme büyütürsünüz. Doğru ilk kümeye dokunduğunuzda, pazar kendi kendini kurmaya başlar.

Pazarlama Eker Satış Biçer

Uluslararası anne-bebek e-ticareti teknik olarak bir lojistik ve gümrük operasyonudur. Ama özünde, var olmayan bir yerde güven ekmektir. Pazarlama tohumu atar, satış mahsulü toplar. Kim Kimdir ise hangi toprağa, hangi tohumu, hangi mevsimde atacağınızı söyleyen sessiz pusuladır.

Atlantik’in iki yakasındaki anneler farklı kültürlerde yaşar, farklı dillerle ikna olur. Ama hepsinin ortak bir derdi vardır: Bebekleri için en iyisi. “En iyi”nin ne demek olduğunu kümesine göre okuyabilen pazarlamacı, fiyat savaşına hiç girmeden pazarın kapısını açar. Çünkü pazar, ürünü en ucuza verene değil, insanını en iyi tanıyana açılır.

Loading spinner

3 Responses

  1. ”Pazar, ürünü en ucuza verene değil, insanını en iyi tanıyana açılır.”
    Gerçek sebep oluşturmanın gücünü gösteren özet.
    Teşekkürler…

  2. Hocam bir ürünün hedef kitlesini Kim Kimdir penceresinden tanımlamak, pazarlamada gelinebilecek en üst düzey strateji olsa gerek.

    Bu makalede “bu strateji nedir”, “faydası nedir” i okuduk.
    Belki bir sonraki makalede, “hedef kitle mizaç kümeleri nasıl tespit edilir, bir lokasyonunun mizacını nasıl buluruz, biliriz?” Sorularının cevabını alırız:)
    Selamlar

  3. Ürünün teknik özellikleri ne kadar iyi olursa olsun, karşıdaki zihnin ‘işletim sistemiyle’ uyuşmadığınız sürece o pazar hep kapalı kalacak. İnsanları etiketlemeyi bırakıp onların algı filtrelerine göre hareket etmek, hem satışın önünü açıyor hem de harcanan bütçenin verimini katlıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir