Yeni bir sefer planı masaya geldiğinde, çoğu kişi rota, yük ve zamanlamaya odaklanır. Oysa denizcilikte asıl belirleyici olan, o rotayı kiminle gittiğinizdir.
Bir tanker için planlama yapıldığını düşünelim. Teknik olarak her şey hazır: gemi uygun, yük belli, program net. Sıra mürettebat planlamasına gelir. Kâğıt üzerinde herkes yeterlidir; sertifikalar tamam, deneyimler uygun. Ama denizcilik, evraklardaki yeterliliklerden çok daha fazlasını ister.
İşte burada insan tanıma bilgisi devreye girer. Daha önce birlikte çalışmış iki güverte zabitinin kriz anında nasıl tepki verdiğini bilmek, bir makine zabitinin yoğun baskı altında performansını koruyup koruyamadığını hatırlamak ya da bir kaptanın ekip içi krizleri ne denli çözebileceğini görmek…

Bu bilgilerle yapılan bir planlama, sadece bir ekip kurmaz, uyumlu bir sistem oluşturur. Örneğin; teknik olarak çok güçlü ama iletişimde zayıf bir başmühendisi, benzer karakterde bir kaptanla eşleştirmek, ileride büyüyecek bir sorunun temelini atabilir. Ancak aynı başmühendisi, ekip yönetimi güçlü bir kaptanla planlamak, potansiyel riski avantaja dönüştürebilir.

İnsan kaynakları yönetiminin denizcilikteki rolü tam olarak burada başlar: Doğru insanı bulmak değil, doğru insanları bir araya getirmek. Çünkü o kadar insanın ailelerinden ve memleketlerinden uzakta verimli, huzurlu ve rahat bir şekilde çalışmalarını sağlamak sistemin sağlam bir şekilde çalışmasını sağlar. Bu yaklaşım yalnızca ekip uyumunu değil, operasyonel sürekliliği de doğrudan etkiler. Çünkü denizde yaşanan bir problem, karadaki gibi hızlı çözülemez. Yanlış bir eşleşmenin maliyeti sadece zaman ya da para değil; bazen güvenliktir. O yüzden birlikte çalışacak insanların planlamasını yaparken hareket ve davranışlarından onları tanımak büyük önem arz eder.
Eğer yetkili kişiler İnsan Tanıma Sanatını biliyorlarsa; sorun çıkmadan önce öngörülür. Uyum, şansa bırakılmaz. Performans, bireysel değil ekip bazlı yönetilir.
Zamanla bu bakış açısı, şirket içinde görünmeyen bir hafıza oluşturur. Hangi ekip hangi şartlarda daha verimli çalışır, kim hangi rolde öne çıkar, kim hangi durumda geri planda kalır… Tüm bu veriler, gelecekteki planlamaların temelini oluşturur.
Sonuçta denizcilikte başarı, sadece doğru rotayı çizmekle değil; o rotayı doğru insanlarla yürümekle mümkündür.
Ve çoğu zaman gemiyi limana ulaştıran, makinenin gücü ya da geminin kondisyonu değil; doğru kurulmuş bir ekibin uyumudur.



12 Responses
Gemi gibi uzun süre izole bir ortamda ekip seçimi de, ekip yönetimi de gerçekten doğru stratejilerle kolaylaşabilecek bir süreç…
Güzel yazı teşekkürler.
Tıpkı bir aile gibi🥰🥰
👥 İnsanları tanıdıkça, kimin nasıl davrandığını anlayarak görev dağılımını daha doğru yapabiliriz… Teşekkürler ellerinize sağlık👏👏
Insani tanidiginda sorunlar ortaya cikmadan cozuluyor, cok degerli bir nokta
Ekip uyumu aynı bir orkestranın uyumu gibi, biri hata yapınca herkes etkileniyor.
Bir branşlaşma detayı, gemide de evde de ofiste de insanı tanımak ne kadar önemli…
Şirket içinde o “görünmeyen hafıza ” dediğiniz şey olmazsa durum nasıl olur ?
Yönetici olmak başka şey lider olmak başka, birlikte çalışmak başka şey ekip olmak başka… Doğru lider ve uyumlu bir ekiple hayatın tüm olasılıkları günün sonunda başarıya ulaşır 🤍
Ne kadar faydalı bir yazı…
Emeklerinize sağlık🙂
Okurken sadece denizde değil hayatın her alanında böyle olduğunu farketmek ne güzel oldu🙂. Her türlü başarı içinde doğru insanla biraraya gelmemiz gerekiyor. 🍃
Doğru rota, doğru yol arkadaşları için bir ekibin uyumu için insanları tanımamız hayati öneme sahip….
Konu ne olursa olsun kalite bir sonuca ulaşılmak isteniyorsa hep insan tanımaktan geçiyor …
Kimi ne zaman nereye koyacağımı bildiğimde yaşam kalitem artar….
Rota çizen bir yazı olmuş. Denizcilik gibi krizin her an kapıda olduğu bir ortamda, “sertifika yeterliliği” ile “zihinsel yazılım uyumunu” birbirinden ayıran o ince çizgiyi çok net ortaya koymuşsunuz.