SATTIM GİTTİ

Günümüz Türkiye’sinde inşaat sektörü 1980’li, 1990’lı yıllara göre büyük değişim içinde bulunmaktadır. Geçmiş yıllarda insanlar konut satın alırken barınacakları bir kapalı alan almaktaydılar. Bugün ise sektör, müşterilerin beklentileri ve seçim yaparken önceliklerine bakıldığında deyim yerindeyse tam bir evrim geçirmiş durumdadır. Geçmiş yıllarda “Hanım tapuyu aldık ya gerisi kolay” diyen insanlar evin boyasız bile olmasını dert etmezken şimdilerde akıllı ev sistemleri, ileri düzey güvenlik, kanserojen içermeyen hammadde kullanımı ya da kullanılan granit ve mermerlerin duvardaki boya ve kapılarla uyumu gibi detaylar önemli tercih nedeni olmaktadır. Gelişen teknolojiyle birlikte konut üretmek artık bir inşaat firmasının başarılı olması için yeterli bir kriter değildir.

Güzel bir bölgede konut üretme marifetine sahip firmalar nasıl oluyor da satış yapamayıp büyük zararlar ediyor? İnsanı merkeze almadan yapılan çalışmaların toplam süreçte başarıya ulaşması zor olacaktır. İnsanı merkeze alabilmek için tanımlama çok iyi yapılıyor olmalı. Kıyafet seçimi yaparken nasıl her insanın önceliği farklı ise hayatını sürdüreceği yapılarda da farklılıklar olacaktır. İnsanların algısal yapılarını, neyi neden öncelediğini bildiğimizde ev dizayn ederken dahi başarıya ulaşmamız daha hızlı olacaktır.

İnşaat firması yeni konut projesine başlamadan önce doğru lokasyonu belirlemesi ne kadar büyük önem taşıyorsa, oradaki insanların öncelikleri, aile yapıları ve misafir yoğunluklarını göz önünde bulundurmak da bir o kadar önemli. Üretim sadece bu işin bir aşamasıdır. Firma üretimde başarılı olabilir. Ancak bu üretilen konutlar hangi insanlar için üretiliyor?

“Biz en iyisini yaparız” sözleri artık rekabet ortamında tek başına yeterli olmuyor. Üretilen yapının satış ve pazarlaması da bir o kadar önem taşıyor. Bazı insanlar estetik ve görselliği, bazıları ise konfor ve güvenliği satın almak ister. Kimisi ısı yalıtımını, kimisi ise “Üst kattan ya da caddeden ev ses alıyor mu?” sorusunu merak eder. O zaman inşaat firmalarının sadece ihtiyaca yönelik konut üretip pazarlaması yetmiyor. Ürettiği konutu pazarlarken potansiyel müşteri adaylarının seçim yaparken nelere öncelik verdiğini iyi anlaması gerekiyor. Aksi takdirde estetik ve görselliği isteyen müşteriye binanın temelinde kullanılan demirin sağlamlığından bahsetmek pek de işe yaramıyor.

İnsanların isteklerini ve ihtiyaçlarını bilerek o ihtiyaç üzerinden yapılan üretim kaliteyi artırırken kimin neden etkileneceğini bilerek sunum yapmak ise hedefe daha hızlı ulaşmamızı sağlar.

Peki ya sonrası?

Sattım gitti…

Loading spinner

6 Responses

  1. Hızlanan dünyada ihtiyacı detayda bulup çözüm üreten öne geçiyor. Deriğiniz gibi sadece bu da yetmiyor. Aynı zamanda çözümünü hedef kitlenin anlayacağı şekilde anlatması da gerekiyor.

  2. Hızlanan dünyada ihtiyacı detayda bulup çözüm üreten öne geçiyor. Dediğiniz gibi sadece bu da yetmiyor. Aynı zamanda çözümünü hedef kitlenin anlayacağı şekilde anlatması da gerekiyor.

  3. Öncelik asgari tüm ihtiyaçları düşünerek hamle yapmak olmalı, ben beğendim karşımdaki de beğenir düşüncesi kaybettiriyor…

  4. “Biz ‘en sağlamını yaptık” diye övünürken, aslında müşterinin zihninde o binaya dair başka bir hayal —belki bir güvenlik ihtiyacı, belki sadece estetik bir keyif— gizliydi. Müşterinin gerçekte kim olduğunu yaptığımız her sunum, yanlış anahtarla kilit açmaya çalışmaktan farksız kalıyor.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir