STRATEJİK EKİP YÖNETİMİ

Ekip yönetiminde insanı tanımanın önemi; Masalarımızda son moda yönetim kitapları, e-postalarımızda harika kurgulanmış stratejik planlar ve prim tabloları var. Ancak günün sonunda yine aynı sorunla baş başayız: “Neden herkes bu plana uymuyor? Neden bu prim sistemi satışları patlatmadı? Neden bu ekip bir türlü senkronize olamıyor?”

İnsanı yapay zekadan ayıran önemli şeylerden birisi her insanın algılama sisteminin farklı olmasıdır. Peki nasıl?

Çalışanlarımız, birbirlerinden farklı algılama sistemine sahip oldukları için aynı şey ile motive olmayacaklardır. Çoğu yönetici başarısızlığı pazar koşullarına, bütçeye veya çalışanın “yetersizliğine” bağlar. Tabi ki bunların etkisi olacaktır. Gözden kaçan acı gerçek bunlarında ötesinde. 

Ekibimizi sadece “çalışan” olarak gördüğümüzde yanılırız. Onlar doğuştan getirdikleri farklı tarzlara göre çalışan, birbirinden tamamen farklı dünyalara sahip bireyler. Hiçbirinin hayatı algılama ve aktarma biçimi bir diğerini tutmuyor. Bazı kişiler daha çok içeriğe ve işin faydasına odaklıdır. Bunları eleştirirken mantıklı, verilerle desteklenmiş şeyler sunmalıyız. Öte yandan bazı kişiler var ki onlar için biçim ve estetik her şeydir. Bunlara “Raporun içeriği eksik” dediğimizde bizi duymayabilir; ama üslubumuz sert ise yani biçim kötüyse motivasyonları tamamen çöker. 

En sık yaptığımız diğer bir hata ise kendimize benzeyen insanları işe almak. Oysa “İnsanın gelişimi zıddındadır”. Sürekli birbirine benzeyen bir ekip kurarsanız, o ekip belki çok hızlı koşar ama uçurumu fark etmeden aşağı düşer. Bize frene basacak, detayları sorgulayacak riski analize edecek farklı kişiler de lazım. Başarılı bir yönetici, “yenilikçiliği” ve ” korumacılığı” aynı masada yönetebilen kişidir. Çatışma gibi görünen şey aslında bir fırsattır; çünkü

 “Benzerler eğlendirir, farklılar geliştirir”.

Gerçek liderlik, her çalışanın “kullanma kılavuzunu” bilmektir. İnsanlar var ki kendilerine “gösterilsin” ister. İnsanlar var ki daha anlatılmasını beklerler. Bazıları için ise temas ve denemedir esas olan. 

İyi yönetici hangi insanı verilerle hangi insanı vizyonla ikna edeceğini bilendir. Bu ise kendimizin ve başkalarının kişilik özelliklerinin farkına varmakla mümkün olur. 

Hepimiz hayata bir “huy” (mizaç) ile geldik. Peki hep böyle mi kalacağız? Kendimizi ve çalışanlarımızı nasıl geliştirebiliriz?  Karakterli kişiler mi aramalı yoksa kendimize karakter katmanın peşinde mi olmalıyız? 

Değişen dünyayı basmakalıp sorular ve cevaplarla anlayamaz, işletme ve kurumlarımızı bunlara göre yönetemeyiz. Çünkü insanın doğasına ve gerçekliğine yaslanmayan hiçbir stratejinin başarılı olma şansı yoktur. Buna aykırı tüm fikirleri yeniden gözden geçirmeliyiz. İnsanı tanımadan başlayarak…

Loading spinner

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir